Uçurtma Avcısı/ The Kite Runner (Türkçe Dublaj)


-Uçurtma Avcısı / The Kite Runner 2007 ABD / Türkçe Dublaj-
Yönetmen: Marc Forster
Senaryo: David Benioff
Senaryo (Kitap): Khaled Hosseini
Yapımcı: Sam Mendes, Laurie MacDonald, Walter F. Parkes
Görüntü Yönetmeni: Roberto Schaefer
Müzik: Alberto Iglesias
Süre: 2 saat 8 dk

Oyuncular: Shaun Toub, Nasser Memarzia, Said Taghmaoui, Atossa Leoni, 
Khalid Abdalla, Zekeria Ebrahimi
         Dünyaca ünlü Afgan yazar Khaled Hosseini’nin romanından beyazperdeye aktarılmış türünün neredeyse tek örneği mükemmel bir dram filmi. Bu roman ayrıca uluslararası alanda satış rekorları da kırdı.
California eyaletinde yaşamakta olan Amir isimli Afgan, doğduğu topraklardaki eski bir dostunun oğlunun yardıma muhtaç olduğu haberini alır. Bunun üzerine, çocuğa yardımcı olmak için sıkı Taliban rejimi altındaki Afganistan’a geri dönmek zorunda kalır.
Konusuyla ve akıcılığı ile gerçekten çok büyük övgüleri hak eden bir yapım. Hem Afganistan’ın demografik yapısını çok iyi aktarıyor hem de insanların ne zorluklar içinde yaşadığını. Ancak filmde asıl aktarılmak istenen konu, “iyilik yapmak için her zaman bir yol daha vardır” sloganı kapsamında izleyiciye veriliyor. Net olarak mutlaka izlemenizi önerdiğimiz bir yapım. İyi seyirler.

Kadınların ekonomik özerkliği

Kadınlar açısından ekonomik özerklik, kendilerini ve kendilerine muhtaç olanları geçindirme ve bunu en iyi şekilde nasıl yapacağına karar verme kabiliyeti anlamına gelir. Dolayısıyla sosyal güvenlik ve kamu hizmetlerine erişimi de içerdiği için ekonomik özerklik, mali özerklikten çok daha kapsamlıdır.

Özerkliğimizin tek kaynağı ücretler değildir; özerkliğimiz daha çok aldığımız eğitim ve öğretime, kamu malları, kredi, dayanışma ekonomisi ve kamu hizmetlerine erişimimize bağlıdır. Hem de biçimsel mali sistemden geçmeden doğrudan dağıtıma soktuğumuz parasal olmayan servet üretiriz. Kadınlar genç yaştan itibaren zamanının büyük kısmını, toplumun, aileleri ve topluluklarının üyelerinin ihtiyaçlarını karşılamaya adarlar.

Öte yandan kadınların özerklik mücadelesinde gösterdiği yaratıcılığa karşın birçoğu buna ulaşmada kısıtlamalarla karşılaşır. Kadınları ücretli işe alabilmek için -yasa ya da gelenek uyarınca- baba, koca ya da ailedeki başka bir erkeğin iznini almasını şart koşan ülkeler, topluluklar ve aileler vardır. Ayrıca bir çok ülkede kadınlar erkeklerden daha az süreyle örgün eğitim alırken ve kız çocuklar okula devam etmekte zorluk çekerken, kadınların eğitim düzeyinin yükseldiği ülkelerde de istatistiklere göre aynı eğitim alt yapısına sahip erkeklerden ya daha sık işsiz kalırlar ya da belirgin bir şekilde daha az kazanırlar.

Üstelik, neredeyse dünyanın her ülkesinde yeniden üretim denen işlerden; çocuk, ev, koca, hasta ve yaşlı bakımından esasen sorumlu olanlar kadınlardır. Nitekim ekonomik özerklik arayışı içinde kadınlar, bakıcılık işlerini ve ücretli işi yürütemeye hazır olmak için daima bir yolunu bulup zamanlarını düzenliyorlar. Bu nedenle çoğunlukla, çocuklarını okuldan alma, bakıma muhtaç olanlarla ilgilenme vb. için kendilerine gerekli esnekliği tanıyan yarı-zamanlı ya da kayıt dışı işlere mahkum edilirler.

Mem û Zîn

Fîlmeke "Mem û Zîn" a Ümit Elçi Mem_u_Zin Memozîn an jî "Mem û Zîn" pirtûka herî girîng ya Ehmedê Xanî ye. Tê de esqa mezin nav Mem û Zîn te îfade kirin. Destana kurd ya netewî "Mem û Zîn", bi sedsalan di nav gelê Kurd de bi devkî û bi destnivîskî jiyaye. Pasê gelek caran hatiye çapkirin. Cara pêsîn di sala 1919'an de li Istenbolê; pasê di sala 1947'an de li Helebê, 1954 Hewlêrê, 1957 Şamê, 1960 Bexdadê, 1962 Moskovayê, 1968 Istenbolê, 1988 Ûrmiyê û 1995'an de li Swêdê li bajarê Uppsalayê û Şamê û sala 2006 an li Dihokê hatiye çapkirin. "Mem û Zîn", bi tîpên latînî cara pêsîn di sala 1968'an de, ji aliyê M. Emîn Bozarslan ve li Istenbolê hat çapkirin. Mamoste Bozarslan, bi munasebeta 300 saliya "Mem û Zîn"ê, ew bi tîpên latînî û bi sirovekirineke hêja di sala 1995'an de ji nû ve çap kir. Ev çap ji metnê orjînal û ji wergera kurdiya xwerû pêk hatiye.her weha nivîskarê kurd Jan Dost jî bi eynî munasebetê ev berhema hêja wergerande ser zimanê erebî û bi şiroveyeke berfireh. ku ew sê caran li paytexata sûriyê Şam û li Beyrûtê û li Dihokê jî hate çapkirin.

Mem û Zîn, Ahmed Hani'nin (Kürtçe:Ehmedê Xanî) 17. yüzyıl'da yazdığı ünlü manzum eseri. Kürtçenin Kurmanci lehçesiyle yazılmıştır.
Birbirine aşık olan ancak kavuşamayan iki gencin trajik öyküsünü anlatır. Bu hikâye milattan çok önceden bu yana halk arasında söylenen ve mitolojik nitelik kazanan bir destandır. Ozan bu destandan ilham alarak o hikâyeyi kendi çağının yaşantısına göre somut bir kalıba dökmüş, çağdaş bir uslupla yazmıstır. Bu suretle hem destanı kaybolmaktan kurtarmış, hem de insanliğa ölmez bir eser armağan etmiştir.
Bu eserde Mem ve Zîn'in aşkı etrafında çağının yaşantısını, o zamanın sosyal, kültürel ve idari durumunu da güçlü bir maharetle tasvir etmiştir.
İyiliği, doğruluğu, suçsuzluğu, zayıflığı ve çaresizliği Mem ve Zîn'in şahsında toplayarak; kötülüğü, dalkavukluğu, fitneciliği ve ikiyüzlülüğü de Bekir karekterinde somutlaştırarak gözler önüne sermişti.
(Kürtçe)
« Zîn bi findê re di peyive
Dem,şem'e di kir ji bo xwe demsaz
Ey hemser û hemnişîn û hemraz
Herçendî bi sohtine wekî min
Emma ne bi gotinê wekî min
Ger şibhete min te ji bi gota
De min bi xwe dil qewî ne sohta  »
(Türkçe)
«  Zîn muma sesleniyor
bazen mumu ederdi kendine muhattap
ey sır ve oturma arkadaşım,baş arkadaşım
gerçi yanmak yönünden benim gibisin sen'
fakat konuşma yönünden benim gibi değilsin
eğer sen de benim gibi söyleseydin
benim de gönlüm fazla yanmazdı »

FHKC'NİN 43. KURULUŞ YILDÖNÜMÜNDE GÖRKEMLİ KUTLAMA

Filistin Halk Kurtuluş Cephesi'nin on binlerce üyesi ve destekçisi bugün (11 Aralık Cumartesi) Gazze'nin Filistin Stadyumu'nda bir araya geldi, FHKC'nin kırk üçüncü kuruluş yıldönümü kitlesel bir miting ile kutladı




Filistin'in tüm kesimlerinden erkekler ve kadınlar, yaşlılar ve çocuklar, işçiler ve köylüler, mitinge katıldılar, Gazze Şeridi'nin her yerinden gruplar halinde geldiler- kızıl bayraklarla stadyumu doldurdular.

Mitingin ana konuşmasını yapan FHKC Politbüro üyesi Cemil Mecdelevvi, işgalciye karşı koymak ve tüm baskılar karşısında direnişi inşa etmek için Filistin ulusal birliğine olan ihtiyacı vurguladı. Filistin halkının silahlı direniş, halk direnişi ve ekonomik direniş dahil tüm biçimlerde direniş hakkının olduğunu ve direnişin işgale karşı tek çözüm olduğunun altını çizdi.

Mecdelevvi, Filistin halkının mücadelesi zararına zenginlik, güç ve nüfuz biriktirilmesini kınadı, bunun sadece işgalciye yaradığını söyledi. Hamas ve El-Fetih'i uzlaşma yönünde hareket etmeye ve Filistin halkının ulusal mücadelesini birinci öncelik yapmaya çağırdı.

Mecdelevvi, Oslo anlaşmalarından akan “müzakereler” ve “barış görüşmeleri” yolunu kınadı ve Filistin halk yığınlarının Filistin devrimci mücadelesinin yürüyüşünü sürdürmek için bu dönemden dersler çıkarmak için kolektif bir yeniden değerlendirmeye öncülük etmesi gerektiğini söyledi.

Mecdelevvi, FKÖ'nün halkı birleştiren bir şemsiye rolünü yerine getirmesi için demokratik olması ve Filistin ulusal hareketinin tüm parçalarını, demokratik seçimler ve nispi temsile dayalı olarak çoğulcu bir şekilde kucaklaması gerektiğini vurguladı.

FHKC 43 YAŞINDA
Mecdelevvi, Cephe'nin liderliğini ve tarihini selamladı, işgal zindanlarındaki Genel Sekreter Ahmed Sa'adat'ın ve tüm yoldaşların ve Filistinli tutsakların özgürlüğünü istedi ve önceki Genel Sekreterler Ebu Ali Mustafa ve George Habaş'ın mirasını selamladı. Gençlerin ve kadınların Cephe'nin ve Filistin hareketinin tüm faaliyetlerine ve her düzeyde katılmalarının gücünü ve önemini belirtti.

Eski tutsak Musab el-Beşir, tutsakların mücadelesi hakkında bir konuşma yaptı. Tüm güçleri Filistinli tutsaklar konusuna öncelik vermeye çağırdı ve iç bölünmeye son vermenin bir örneği olarak tutsaklar hareketine dikkat çekti. Siyonist zindanlarda tutsaklara karşı işlenen sürmekte olan suçları ve kötü muameleyi ele aldı ve 43. yıldönümünde Cephe'nin tutsak yoldaşlarına ve Filistin halkının tüm tutsak evlatlarına olan bağlılığını vurguladı.

Viladimir İliç Lenin - Parti Örgütü ve Parti Edebiyatı [*]

13 Kasım 1905 tarihinde
Noveya Zhizn, Sayı: 12'de yayınlandı.
Rusya'da Sosyal-Demokrat çalışma için Ekim Devrimi'nden[2*] sonra ortaya çıkan yeni koşullar parti edebiyati sorununu gündeme getirmiştir. Yasal basınla yasadışı basın arasındaki ayrım; feodal, otokratik Rusya döneminden kalan bu hazin miras, artık ortadan kalkmaya başlamıştır. Ancak henüz yitip gitmış değildir, buna daha çok zaman var. Başbakanımızın ikiyüzlü hükümeti hâlâ öylesin azgın delilik halinde ki, Izvestia Soveta Rabochikh Deputatov,[3*] "yasadışı" basılıyor; ne var ki, hükümetin engelleyecek gücü olmadığı bir şeyi "yasaklamak' için başvurduğu budalaca girişimIer, hükümeti rezil etmekten, daha çok manevi darbeler almasına yolaçmaktan başka sonuç vermiyor.
        Yasal basınla yasadışı basın arasında bir ayrılık sürdüğü sıralarda, partili basın ile partili olmayan basın sorunu, çok basit ve çok yanlış, saçma bir biçimde çözülmüştü. Bütün yasadışı basın, örgütlerce yayınlanmakta ve şu ya da bu partili gruba bağlı gruplarca yürütülmekteydi. Bütün yasal basın partili olmayan basındı (çünkü partiler yasaklanmıştı) ama, şu ya da bu parti çevresinde "yoğunlaşmalar" vardı. Doğal olmayan yakınlıklar, garip "dostluklar", sahte dayanışmalar kaçınılmazdı. Parti görüşlerini dile getirmeye çalışan kimselerin zoraki sakınganlıkları ile bu düzeyde görüşlere henüz ulaşmamış kimselerin fikir zayıflıkları ya da fikir korkaklıkları birbirine karışmıştı.
        Ezopça bir dilin, edebi tutsaklığın, kölece nutukların ve ideolojik kulluğun sürdüğü, lanet olasi bir dönem! Rusya'da taze ve canlı ne varsa hepsini kurutan bu pis havaya proleterya bir son verdi. Ama Rusya'ya bugüne kadar ancak yarı özgürlüğünü kazandırabildi proletarya.

Ş e y h B e d r e t t i n D e s t a n ı - TUNCEL KURTİZ' İN SESİNDEN





MusicPlaylistView Profile

Bir Sınıfsal Mevzilenme Mekanı Olarak Kent Agora-Toplusözleşme-Yönetişim Nuray Sancar


Paris Komününden sonra, Vali Baron Hausmann, tehlikeli sınıfları kent merkezinden uzaklaştırmak ve kenti ayaklanmaya uygun koşullardan temizlemek için büyük bir operasyona girişmiş, ana caddeleri barikat savaşlarını olanaksız kılacak biçimde genişleterek Parisi yeniden düzenlemişti. Bu tarihsel olay, kent tasarımının siyasal bir kaygının ürünü olduğunun somut bir kanıtı olarak her zaman hatırlanır.

Eski Grek demokrasisinin bir veçhesi, doğrudan katılımın ve kamusal yaşamın aleniyetinin platformu olarak tanımlanan agoranın kuruluş ilkeleriyle, Paris sokaklarının ve meydanlarının düzenlenmesindeki temel kriterin öze ilişkin benzerliği, siyaset ve kent arasındaki ilişki hakkında söyleneceklerin kalkış noktasını oluşturur. Agoralar, katılım sürecinden dışlanan kölelerin dışındaki sınıflara ait bir demokrasinin simgesiydi. Parisin genişletilen caddeleri de, varoşa sürülen alt sınıfların dışında kalanlar için hazırlanan demokrasiye uygun bir mekân tasarımının referansları arasına girdi. Hem eski demokraside hem de Fransız ihtilaliyle başlayan modern demokraside başlıca kaygı, sınıf ilişkilerinin denetim altına alınabileceği bir kent tasarlamak ve kurmaktı. Ancak devrimden sonraki süreçte, bu ilişkinin basit ve mutlak bir biçimde tek taraflı bir tasarrufla düzenlenemeyeceğini kanıtlayan sosyal gelişmeler kentin sadece mimari tasarımlarla gözetim altında tutulamayacağını da düşündürüyordu. Bu bakımdan kent, özellikle geçen yüzyılda sınıf ilişkilerinin mimari düzenekler dışında başka araç ve yöntemlerle düzenlenmesinin deneyim alanlarından biri haline geldi.
20. yüzyılda kentte yapılan düzenlemeleri iktidardakilerin alt sınıfları siyasal süreçlerden; gitgide metaforik olarak başka ilişkilere yaygınlaşan agoradan (meydandan) dışlama kaygısının ürünü olarak görmek gerekir.

Hakkari'de Bir Mevsim (1982)

Yönetmen : Erden Kıral
Senaryo Yazarı : Onat Kutlar
Tür : Dram , Politik , Tarihi
Ülke : Türkiye
Süre : 100 dk.
Müzik: Timur Selçuk
Oyuncular: Genco Erkal, Şerif Sezer, Erkan Yücel,
Konu : Bir köyde bir mevsim boyu öğretmenlik yapan ve o yörenin insanlarıyla, sorunlarıyla özdeşleşen bir aydının öyküsü.

TERSİNE DÜNYA

Yönetmen : Ersin Pertan
Senaryo Yazarı : Ersin Pertan
Tür : Komedi
Etiketler :
Eklenmiş bir etiket yok. Etiket Ekle
Ülke : Türkiye
Süre : 93 93 dk.
Konu : Kadınlarla erkekler yer değiştirseydi,ne olurdu? Tersine Dünya kadın-erkek kimliklerinin tersine döndüğü, kadınların kabadayı olduğu, erkeklerin evlenmek üzere evden kaçırıldığı, kadınların eve ekmek getirdiği, kısacası tüm rollerin tersine döndüğü eğlenceli bir filmi anlatıyor.

Özgür Gündem gazetesini konu alan Press Filmi

 ’90’lı yılların ilk yarısında çatışmaların yoğun yaşandığı günlerde, bir avuç gazeteci Diyarbakır’da yaşanan insan hakkı ihlallerini dünyaya duyurmaya çalışmaktadır.

Büronun teknik olanaksızlıkları yetmezmiş gibi her türlü engellemeyle karşılaşırlar. Gazetecilerin en basit işleri bile onlar için aşılması zor engeller haline gelir. Çektikleri fotoğrafları bastıracak yer bulmak ya da fotoğrafları İstanbul’a göndermek için sürekli karşılarına çıkan engelleri aşmak zorundadırlar. Gazetecilik onlar için profesyonellik gerektiren bir iş olmaktan çıkmış, ölüm kalım meselesi haline dönüşmüştür.

Ancak büro çalışanları işlerini yapmaya devam ettikçe baskılar da giderek artmaktadır. Kimi kaçırılıp tehdit edilir, kimi sokak ortasında öldürülür, büroları polisler tarafından basılıp dağıtılır. Kimi baskılara daha fazla dayanamaz, büroda çalışmayı bırakır.
Film, tüm bu sıkıntılı süreçte eleman eksikliğinden dolayı 17 yaşında gazetecilik yapmaya başlayan Fırat'ın yaşananlar karşısındaki duruşunu anlatıyor.
                                                                     Film fragmanı için tıklayınız...

BÜTÜNLEŞTİRMEDEN TEKTİPLEŞTİRMEYE - Özay GÖZTEPE

BÜTÜNLEŞTİRMEDEN TEKTİPLEŞTİRMEYE
MUSTAFA KEMAL’İN MİLLİYETÇİLİK SÖYLEMİ[1]
(1919-1938)

“Hiçbir şey bize ezilenlerin milliyetçiliği ile ezenlerinkini,
kurtuluş milliyetçiliği ile fetih milliyetçiliğini
kayıtsız şartsız özdeşleştirme hakkını vermez.”[3]

GİRİŞCumhuriyet dönemi siyasal yaşamında Kemalizm’e doğrudan ya da dolaylı bir göndermede bulunmadan siyaset yapmak, neredeyse mümkün olmamaktadır. Bu durum, Parla’nın (1994: 13, 15) da işaret ettiği gibi yalnız devlet, iktidar bloğu ve resmi siyaset katıyla sınırlı değildir; toplumsal yaşamın her alanında, sağduyu eseri ve kamuya yararlı sayılan tutumların, görüşlerin ve açıklamaların parametresi ve gerekçesini oluşturmada da kendini göstermektedir. Kemalizm, bir yandan, resmi siyasetin ve siyasal iktidarın otoritesini dayandırdığı bir meşruiyet formülü ve miti; öbür yandan genel olarak kamunun kabul ettiği bir meşruiyet normudur. Dolayısıyla Kemalizm’e referans, Kemalizm’in sınırlarını zorlayan ve bu sınırların dışından siyasi faaliyet yürüten çevreleri de etkileyen bir söylemsel zorunluluk gibidir.

BAHOZ- FIRTINA

Yönetmen:Kazım Öz
Oyuncular:Ali Sürmeli, Sinan Bengier, Volga Sorgu, Asiye Dinçsoy, Cahit Gök, Havin Funda Saç, Selim Akgül
Senaryo:Kazım Öz
Yapımcı:Kazım Öz, Özkan Küçük
Görüntü Yönetmeni:Ercan Özkan
Müzik:Vedat Yıldırım, Burak Korucu, Ayhan Akkaya
Konu: 90 lı yılların siyasal hreketlerini ve önemli ölçüde Kürt Hareketinin üniversitelerdeki mücadelesi anlatılmıştır.iyi seyirler.