Hiç sen bir su değirmeninin içini dolaştın mı adaşım?...
Görülecek şeydir o... Yamulmuş duvarlar, tavana yakın ufacık pencereler ve kalın kalasların üstünde simsiyah bir çatı... Sonra bir sürü çarklar, kocaman taşlar, miller, sıçraya sıçraya dönen tozlu kayışlar... Ve bir köşede birbiri üstüne yığılmış buğday, mısır, çavdar, her çeşitten ekin çuvalları. Karşıda beyaz torbalara doldurulmuş unlar...
Taşların yanında, duman halinde, sıcak ve ince zerreler uçuşur. Halbuki döşemedeki küçük kapağı kaldırınca aşağıdan doğru sis halinde soğuk su damlaları insanın yüzüne yayılır...
Ya o seslere ne dersin adaşım, her köşeden ayrı ayrı makamlarda çıkıp da kulağa hep birlikte kocaman bir dalga halinde dolan seslere?... Yukarıdaki tahta oluktan inen sular, kavak ağaçlarında esen kış rüzgârı gibi uğuldar, taşları kah yükselen, kah alçalan ağlamaklı sesleri kayışların tokat gibi şaklayışına karışır... Ve mütemadiyen dönen tahtadan çarklar, gıcırdar, gıcırdar...
Ben çok eskiden böyle bir değirmen görmüştün adaşım, ama bir daha görmek istemem.
Sen aşkın ne demek olduğunu bilir misin adaşım, sen hiç sevdin mi?...
Çooook desene! Sevgilin güzel miydi bari? Belki de seni seviyordu... Ve onu herhalde çok kucakladın... Geceleri buluşur ve öperdin değil mi? Bir kadını öpmek hoş şeydir, hele adam genç olursa...
Çark - İZLE
Yönetmen : Muzaffer Hiçdurmaz
Senaryo : Haşmet Zeybek (Bekir Yıldız'ın bir öyküsünden)
Görüntü Yönetmeni : Erdoğan Ererez
Müzik : Cahit Berkay, Cem Karaca
Oyuncular : Tarık Akan, Müge Akyamaç, Savaş Yurttaş, Erol Demiröz, Oktay Sözbir, Günay Girik, İhsan Yüce, Muazzez Kurdoğlu, Bekir Yıldız, Haşmet Zeybek, Erdal Sümer, Hikmet Karagöz, Kenan Bal, Diler Saraç, Zehra Alptürk, Savaş Taner, Cezmi Baskın
Yapımevi (şirket) : Burak Film (Sungur Esen, İbrahim Mertoğlu)
Ödüller : Ankara 1. Film Şenliği'nde (1988), Cahit Berkay, "Herşeye Rağmen", "Çark", "Sis", ve "Sızı" (TV Filmi) filmlerindeki çalışmaları nedeniyle "en iyi müzikçi" ödülünü kazandı.
Dört fabrika işçisinin mücadele öyküsü. Bir cam fabrikasında çalışan dört arkadaş, emeklerinin karşılığını alamayınca patronla çatışmaya girerler. Ancak sonuç aleyhlerine gelişir ve kendilerini kapının dışında bulurlar. Bu kez dört emekçi bir tersanede iş bulurlar. Ne var ki, bu yeni işlerinde de başka bir sömürü düzeni ortaya çıkar. Patron tarafından "grev kırıcı" olarak kullanıldıklarını farkederler. Dört arkadaşın çalışma yaşamındaki son durakları Kazlıçeşme'deki deri atölyeleridir. Denetimsiz, son derece kötü ve sağlıksız bir düzende çalışmasını sürdüren işçilerden biri yaşamını yitirir. Bu iş kazası sonucunda dört emekçi arkadaş, işçileri bilinçlendirerek haklı oldukları grevi başlatırlar.
Senaryo : Haşmet Zeybek (Bekir Yıldız'ın bir öyküsünden)
Görüntü Yönetmeni : Erdoğan Ererez
Müzik : Cahit Berkay, Cem Karaca
Oyuncular : Tarık Akan, Müge Akyamaç, Savaş Yurttaş, Erol Demiröz, Oktay Sözbir, Günay Girik, İhsan Yüce, Muazzez Kurdoğlu, Bekir Yıldız, Haşmet Zeybek, Erdal Sümer, Hikmet Karagöz, Kenan Bal, Diler Saraç, Zehra Alptürk, Savaş Taner, Cezmi Baskın
Yapımevi (şirket) : Burak Film (Sungur Esen, İbrahim Mertoğlu)
Ödüller : Ankara 1. Film Şenliği'nde (1988), Cahit Berkay, "Herşeye Rağmen", "Çark", "Sis", ve "Sızı" (TV Filmi) filmlerindeki çalışmaları nedeniyle "en iyi müzikçi" ödülünü kazandı.
Dört fabrika işçisinin mücadele öyküsü. Bir cam fabrikasında çalışan dört arkadaş, emeklerinin karşılığını alamayınca patronla çatışmaya girerler. Ancak sonuç aleyhlerine gelişir ve kendilerini kapının dışında bulurlar. Bu kez dört emekçi bir tersanede iş bulurlar. Ne var ki, bu yeni işlerinde de başka bir sömürü düzeni ortaya çıkar. Patron tarafından "grev kırıcı" olarak kullanıldıklarını farkederler. Dört arkadaşın çalışma yaşamındaki son durakları Kazlıçeşme'deki deri atölyeleridir. Denetimsiz, son derece kötü ve sağlıksız bir düzende çalışmasını sürdüren işçilerden biri yaşamını yitirir. Bu iş kazası sonucunda dört emekçi arkadaş, işçileri bilinçlendirerek haklı oldukları grevi başlatırlar.
Şiddet Üzerine - Fanon
İster bilinen usullerle olsun, isterse de yeni birtakım yollarla gerçekleşmiş olsun, ulusal bağımsızlık, ulusal doğuş, ulustan kavme geçiş ve sömürgecilikten kurtuluş her zaman şiddete dayalı olgular olmuşlardır. Bu olgular şu düzeylerde ele alınmışlardır: Kişisel ilişkiler... spor kulüpleri... kokteyller ve partilerde bir araya gelen insanlar... Bağımlılıktan kurtuluş... özel ya da devlet bankalarının yönetim polis teşkilatı.. bağımlılıktan kurtuluş... kısacası bir “insan tipi”nin yerini bir “başka tip”in alması... Birinden diğerine geçişten çok genel anlamda, komple ve kesin bir yerini alma söz konusudur... Esasında yeni bir ulusun ortaya çıkışı, yeni bir devletin kuruluşu, ekonomik ve siyasi ilişkiler de benzer şekilde açıklanabilir. Fakat biz, sömürgecilikten kurtuluştan, daha başlangıçta kestirip atmadan, ihtiyatla söz etmeyi yeğ tuttuk. Böyle davranmamızın önemi, sömürgecilikten kurtuluş eyleminin daha başlangıcından beri sömürgeleştirilen insanın isteklerine minimum düzeyde yer vermesinden ileri gelmektedir. Doğrusunu söylemek gerekirse, sömürgecilikten kurtuluş eyleminin başarı grafiği tamamıyla değişen toplumsal yapı içinde yer alır. Değişimin taşıdığı önem, istenmiş ve ısrarla üzerinde durulmuş olmasındadır. Değişimin gerekliliği düşüncesi, ana hatlarıyla, sömürgeleştirilen erkeğin ve kadının bilincinde ve hayatında, istesinler ya da istemesinler, yer eder. Değişimin meydana getireceği olaylar ve olgular bir başka tip erkek ve kadının (sömürgecilerin) şuurlarında ürküntü yaratacaktır.Dünyanın düzenini değiştirmeyi amaçlayan bir sömürgecilikten kurtuluş eylemi tam bir düzensizlik programıdır, yahutta en azından öyle görülür. Sömürgecilikten kurtuluş eylemi, esrarlı bir işlemin, doğal bir sarsıntının ve karşılıklı uzlaşmada dayalı bir anlaşmanın eseri olabilir. Bilindiği üzere bu tarihi bir süreçtir. Ona tarihi nitelik veren şekil ve öz çekip alındığı ölçüde berraklaşacak, anlaşılabilir, kavranabilir hale gelecektir. Sömürgecilikten kurtuluş eylemi, sömürgeciliğin beslediği ve sömürgecilikten orijinalitesini alan, temelde birbirleriyle çelişen iki gücün karşı karşıya gelmesidir. İlk karşı karşıya gelişleri (sömürgeci ve sömürülen insanın) şiddet içinde olmuştur. Bir arada bulunmaları süngü ve silahla devam etmiştir. Bu iki güç çok eskiden beri birbirlerine aşinadırlar. Gerçekten de sömürgecinin onları “tanımak” şeklinde bir dil kullanmakta hakkı vardır. Sömürgeleştirilen insanı ortayı çıkaran da, bunun devamını sağlayan da sömürgecinin kendisidir. Sömürgeci tüm varlığını sömürge sisteminden kazanır.
MKM kuruluşunun 20 yılını kutluyor... - Tanıtım Fİlmini İzle
Kürt dili, kültürü ve Kürtçe sanat icraatına ilişkin Türkiye’deki ilk ve öncü kuruluş olan Mezopotamya Kültür Merkezi (MKM) baskılar, baskınlar, yasaklamalar, ağır bedeller ve sanatçılarının şahadetleriyle dolu ömrünün 20. yılına ulaştı. Bu tarihin 20. Kuruluş yılı ise büyük bir organizasyonla kutlanıyor.
Kürtçe konuşmanın dahi ölüm gerekçesi olabildiği yıllarda Apê Musa, Feqî Huseyin Sağnıç, İsmail Beşikçi, Hogir, Sarya, Serhad ve daha nicelerinin azmetmesiyle kurulup, Kürt kültürüne tartışılmaz bir bellek kazandıran MKM, bu yürüyüşünü onlarca sanatçının katılımıyla kutlayarak sürdürüyor.
3 eylül 2011 tarihinde düzenlenecek büyük organizasyon şimdiden heyecan yaratmaya başladı. Hazırlarına başlanan ve görkemli geçmesi beklenen etkinlik yine Kazılıçeşme’de bulunan tarihi Yedikule Zindanları’nda gerçekleşecek.
İstanbul MKM yönetici ve sanatçılarının emeğiyle hazırlanan geceye, Şahiya Stranan, Mikail Aslan, Agirê Jiyan, Koma Çiya, Bandista, Koma Gûlên Xerzan, Koma Azad, Niyazi Koyuncu, Koma Asmîn, Vengê Sodirî, Koma Serhildan ve Dîwana Dengbêja’nın sahne alması planlanıyor.
3 Eylül Cumartesi saat;: 19:00’da başlayacak etkinliğin biletleri ise MKM’nin yeni adresi olan Yahya Kahya Mah.Aynalı Çeşme cad.no:7 Tepebaşı/Beyoğlu, yanı sıra, Gölge Kültür Merkezi / Esenyurt, Arzela Kültür Sanat Derneği / Şirinevler, Med-Der / Bağcılar, Yol cafe / Maltepe, Seyhan Müzik / Kadıköy ve Zerdali Türkü Evi / Gebze ile Biletix’ten temin edilebilecek.
Kürtçe konuşmanın dahi ölüm gerekçesi olabildiği yıllarda Apê Musa, Feqî Huseyin Sağnıç, İsmail Beşikçi, Hogir, Sarya, Serhad ve daha nicelerinin azmetmesiyle kurulup, Kürt kültürüne tartışılmaz bir bellek kazandıran MKM, bu yürüyüşünü onlarca sanatçının katılımıyla kutlayarak sürdürüyor.
3 eylül 2011 tarihinde düzenlenecek büyük organizasyon şimdiden heyecan yaratmaya başladı. Hazırlarına başlanan ve görkemli geçmesi beklenen etkinlik yine Kazılıçeşme’de bulunan tarihi Yedikule Zindanları’nda gerçekleşecek.
İstanbul MKM yönetici ve sanatçılarının emeğiyle hazırlanan geceye, Şahiya Stranan, Mikail Aslan, Agirê Jiyan, Koma Çiya, Bandista, Koma Gûlên Xerzan, Koma Azad, Niyazi Koyuncu, Koma Asmîn, Vengê Sodirî, Koma Serhildan ve Dîwana Dengbêja’nın sahne alması planlanıyor.
3 Eylül Cumartesi saat;: 19:00’da başlayacak etkinliğin biletleri ise MKM’nin yeni adresi olan Yahya Kahya Mah.Aynalı Çeşme cad.no:7 Tepebaşı/Beyoğlu, yanı sıra, Gölge Kültür Merkezi / Esenyurt, Arzela Kültür Sanat Derneği / Şirinevler, Med-Der / Bağcılar, Yol cafe / Maltepe, Seyhan Müzik / Kadıköy ve Zerdali Türkü Evi / Gebze ile Biletix’ten temin edilebilecek.
Afrikalı aydınlar: Kıtayı yeniden sömürgeleştiriyorlar
Libya´da yaşananlar karşısında yüzlerce Afrikalı aydın açıklama yaptı: Olan biten, kıtayı yeniden sömürgeleştirme girişimi
200´den fazla Afrikalı aydın, NATO´nun başını çektiği Libya saldırısının, Afrika´yı yeniden sömürgeleştirme girişimi olduğunu belirten bir açıklama yaptı. Aralarında 21 sene Güney Afrika Komünist Partisi Merkez Komite üyeliği yapmış ve Güney Afrika´da İstihbarat Bakanı görevini üstlenmiş olan Ronnie Kasrils, Afrika Ulusal Kongresi yürütme komitesi üyesi Jesse Duarte, Stellenbosch Üniversitesi´nden siyasi analist Willie Esterhuyse, tanınmış avukat Christine Qunta, şair Wally Serote gibi isimlerin bulunduğu 200´ü aşkın Afrikalı aydın mektubu imzaladı.
İmzacılardan Johannesburg Üniversitesi politika bölüm başkanı Chris Landsberg, "NATO uluslararası hukuku çiğnedi. Gündemlerine rejim değişikliği vardı. Afrika´nın yeniden sömürgeleştirilmesi gerçek bir tehlike haline geldi" dedi.
200´den fazla Afrikalı aydın, NATO´nun başını çektiği Libya saldırısının, Afrika´yı yeniden sömürgeleştirme girişimi olduğunu belirten bir açıklama yaptı. Aralarında 21 sene Güney Afrika Komünist Partisi Merkez Komite üyeliği yapmış ve Güney Afrika´da İstihbarat Bakanı görevini üstlenmiş olan Ronnie Kasrils, Afrika Ulusal Kongresi yürütme komitesi üyesi Jesse Duarte, Stellenbosch Üniversitesi´nden siyasi analist Willie Esterhuyse, tanınmış avukat Christine Qunta, şair Wally Serote gibi isimlerin bulunduğu 200´ü aşkın Afrikalı aydın mektubu imzaladı.
İmzacılardan Johannesburg Üniversitesi politika bölüm başkanı Chris Landsberg, "NATO uluslararası hukuku çiğnedi. Gündemlerine rejim değişikliği vardı. Afrika´nın yeniden sömürgeleştirilmesi gerçek bir tehlike haline geldi" dedi.
Guguk Kuşu - İZLE
Yapım: 1975 ~ ABD
Tür: Dram
Yönetmen: Milos Forman
Oyuncular: Jack Nicholson, Danny DeVito, Christopher Lloyd, Brad Dourif, Louise Fletcher, Vincent Schiavelli, Will Sampson, Michael Berryman, Scatman Crothers, Louisa Moritz, Mews Small, William Redfield, Alonzo Brown, Dwight Marfield, Josip Elic, Mwako Cumbuka, Nathan George, Peter Brocco, Philip Roth, Sydney Lassick, Ted Markland, William Duell
Senaryo: Lawrence Hauben, Bo Goldman
Senaryo (Kitap): Ken Kesey
Yapımcı: Michael Douglas, Saul Zaentz
Görüntü Yönetmeni: Haskell Wexler, Bill Butler
Müzik: Jack Nitzsche
Süre: 2 saat 13 dk
Ödülleri: 5 adet Oscar kazandı ve 4 kez aday gösterildi. 15 adet başka ödül kazandı ve 4 tanesi için aday gösterildi.
Eyalet Akıl Hastaesi'nde kısa bir tatil kulağa pek de kötü gelmiyor, öyle değil mi? Randle P. McMurphy (Jack Nicholson), damarlarında kan yerine elektrik dolaşan, ağzı çok iyi laf yapan özgür ruhlu bir mahkumdur. McMurphy, deli numarası yaparak kendisini 'kaçıklar' olarak nitelediği adamların yanına aldırır. Ve hemen ardından, onun bulaşıcı düzensizlik sevdası yeni geldiği yerdeki uyuşturucu rutinle karşı karşıya gelir. McMurphy Dünya Kupası maçları oynanırken, yeni arkadaşlarının yatıştırıcı ilaçlara boğulmuş bir şekilde ortalıkta bornozlarla dolaşmasına dayanamaz. Bu, savaş demektir! Bir tarafta McMurphy vardır. Diğer tarafta ise, sinema tarihinin en soğuk ve canavar ruhlu karakterlerinden Hemşire Ratched (Louise Fletcher) vardır. Ortada ise, koğuştaki herkesin kaderi. Ken Kesey'in en çok satanlar listesindeki romanından uyarlanan Guguk Kuşu, 1975'te beş ana Akademi Ödülü'nü kazandı. Keyifli seyirler dilerim...
Tür: Dram
Yönetmen: Milos Forman
Oyuncular: Jack Nicholson, Danny DeVito, Christopher Lloyd, Brad Dourif, Louise Fletcher, Vincent Schiavelli, Will Sampson, Michael Berryman, Scatman Crothers, Louisa Moritz, Mews Small, William Redfield, Alonzo Brown, Dwight Marfield, Josip Elic, Mwako Cumbuka, Nathan George, Peter Brocco, Philip Roth, Sydney Lassick, Ted Markland, William Duell
Senaryo: Lawrence Hauben, Bo Goldman
Senaryo (Kitap): Ken Kesey
Yapımcı: Michael Douglas, Saul Zaentz
Görüntü Yönetmeni: Haskell Wexler, Bill Butler
Müzik: Jack Nitzsche
Süre: 2 saat 13 dk
Ödülleri: 5 adet Oscar kazandı ve 4 kez aday gösterildi. 15 adet başka ödül kazandı ve 4 tanesi için aday gösterildi.
Eyalet Akıl Hastaesi'nde kısa bir tatil kulağa pek de kötü gelmiyor, öyle değil mi? Randle P. McMurphy (Jack Nicholson), damarlarında kan yerine elektrik dolaşan, ağzı çok iyi laf yapan özgür ruhlu bir mahkumdur. McMurphy, deli numarası yaparak kendisini 'kaçıklar' olarak nitelediği adamların yanına aldırır. Ve hemen ardından, onun bulaşıcı düzensizlik sevdası yeni geldiği yerdeki uyuşturucu rutinle karşı karşıya gelir. McMurphy Dünya Kupası maçları oynanırken, yeni arkadaşlarının yatıştırıcı ilaçlara boğulmuş bir şekilde ortalıkta bornozlarla dolaşmasına dayanamaz. Bu, savaş demektir! Bir tarafta McMurphy vardır. Diğer tarafta ise, sinema tarihinin en soğuk ve canavar ruhlu karakterlerinden Hemşire Ratched (Louise Fletcher) vardır. Ortada ise, koğuştaki herkesin kaderi. Ken Kesey'in en çok satanlar listesindeki romanından uyarlanan Guguk Kuşu, 1975'te beş ana Akademi Ödülü'nü kazandı. Keyifli seyirler dilerim...
Libya saldırısı, milenyumun suçudur - James Petras
Tanınmış sosyolog James Petras, NATO’nun Libya’ya yönelik saldırısını “yeni milenyumun yüz karası” olarak tanımladı ve Libya halkının Muammer Kaddafi’nin arkasında olduğunu iddia etti. Petras, Uruguay’da yayın yapan CX 36 Radio Centenario isimli radyo istasyonuna, İngiltere ve ABD güçlerinin Libya’ya yönelik 188 günden beri (demecin verildiği gün itibariyle, ç.n.) devam eden bombardımanına dair bir demeç verdi.
Radyoya verdiği demeçte, NATO’nun “kendi paralı askerlerini savaş alanına indirmek için” Libya’da teröre ve yıkıma başvurduğunu belirten Petras, büyük medya kuruluşlarının Libya’da bir zafer oduğunu iddia ettiklerini ve ülke halkına acı çektiren yıkımı kutladığını dile getirdi. Petras, “Libya’ya ve Libya halkına yönelik bu savaşı, yeni milenyumun en büyük suçlarından biri olarak tanımlıyoruz” diye konuştu.
Kuzey Afrika ülkesine yönelik saldırının başladığı 31 Mart’tan bu yana en az üç bin sivil NATO bombardımanında hayatını kaybetti.
OYAK, Ne Olacak? - Mustafa Sönmez
23 Ağustos tarihli Zaman Gazetesi’nin arka sayfasında 6×30 ebadındaki bir reklam, dikkatlerden kaçmadı. Reklam, otomotiv firması Oyak Renault’a aitti. Zaman’a reklam vermeme konusundaki duruşuyla bilinen Renault da belli ki, olan bitenden etkilenmişti … Ordu Yardımlaşma Kurumu, OYAK’tan Fethullahçı Zaman’a reklam muslukları açılmıştı demek ki…Medyafaresi isimli portal, yıllık reklam anlaşması yapıldığını yazdı. Bir süredir, “askeri vesayet”i sonlandırdığını caka satarak duyuran AKP’nin, OYAK ile ilgili tasarruflarının ne olacağı merak ediliyor.
Bilirsiniz, OYAK, 1961’de 27 Mayıs darbesinin ardından kuruldu ve subayların ayrıcalıklı sigorta kurumu oldu. Kendi ifadeleriyle, “OYAK, üyelerine, T.C. Anayasası’nın öngördüğü sosyal güvenlik sistemi kapsamında ve ana sosyal güvenlik kurumundan (SGK) ayrı güvenceler sağlamaktadır”.
Bugün sayıları 260 bini bulan OYAK üyeleri, SGK şemsiyesinin yanında bir de OYAK şemsiyesine sahipler. Asker emeklileri, bir maaş da OYAK’tan alır ve OYAK üyeleri, ehven şartlarda konut edinme, ucuz kredi sağlama gibi başka hizmetlerden yararlanır. 2010 sonunda OYAK’ın özkaynakları 12,2 milyar TL’yi, aktif toplamı 14 milyar TL’yi bulmuş durumdaydı.
Bilirsiniz, OYAK, 1961’de 27 Mayıs darbesinin ardından kuruldu ve subayların ayrıcalıklı sigorta kurumu oldu. Kendi ifadeleriyle, “OYAK, üyelerine, T.C. Anayasası’nın öngördüğü sosyal güvenlik sistemi kapsamında ve ana sosyal güvenlik kurumundan (SGK) ayrı güvenceler sağlamaktadır”.
Bugün sayıları 260 bini bulan OYAK üyeleri, SGK şemsiyesinin yanında bir de OYAK şemsiyesine sahipler. Asker emeklileri, bir maaş da OYAK’tan alır ve OYAK üyeleri, ehven şartlarda konut edinme, ucuz kredi sağlama gibi başka hizmetlerden yararlanır. 2010 sonunda OYAK’ın özkaynakları 12,2 milyar TL’yi, aktif toplamı 14 milyar TL’yi bulmuş durumdaydı.
Sadık Gürbüz (Seçkiler) - DİNLE
Sadık Gürbüz (Doğumu: 1950, Amasya). Türk halk müziği sanatçısı, besteci, tiyatrocu, sinema oyuncusu.
İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi'ni bitirdi. Yaklaşık 30 yıldır müzikle uğraşan Sadık Gürbüz, Türk halk müziğinin önde gelen adlarından biri olarak bilinir. 1976 yılına değin Şehir Tiyatroları'nda görev yapan sanatçı, o yıl siyasal nedenlerden dolayı görevinden uzaklaştırıldı ve bir daha da eski görevine dönmedi.
Kendisi tiyatroda çalıştığı dönemde oyun müzikleri yapmıştır. Ayrıca, Kara Çarşaflı Gelin (1975), Kaçak (1982) ve Şaşkın Ördek (1983) adlı filmlerin müzikleri de Sadık Gürbüz'e aittir.
2005 yılında yapılan Misi adlı filmde Yani Baba adlı karakteri oynamıştır.
Sadık Gürbüz'e göre, radyo ve televizyonun da etkisiyle, halk kültürünü savunanlar artık eskisi kadar etkin değildirler. Sanatçı, halk müziğini modern tekniklerle de buluşturmak, müziği tek seslillikten kurtarılıp modern tekniklere açmak amacıyla çok sesli çalışmalar yapmaktadır. Sanatçı, müzik anlayışının temellerinin 1971-1976 yılları arasında Muhsin Ertuğrul yönetimindeki Şehir Tiyatroları'ndaki çalışmaları sırasında atıldığını, o dönemde tiyatroda sağlam bir müzik eğitimi aldıklarını belirtmektedir.
İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi'ni bitirdi. Yaklaşık 30 yıldır müzikle uğraşan Sadık Gürbüz, Türk halk müziğinin önde gelen adlarından biri olarak bilinir. 1976 yılına değin Şehir Tiyatroları'nda görev yapan sanatçı, o yıl siyasal nedenlerden dolayı görevinden uzaklaştırıldı ve bir daha da eski görevine dönmedi.
Kendisi tiyatroda çalıştığı dönemde oyun müzikleri yapmıştır. Ayrıca, Kara Çarşaflı Gelin (1975), Kaçak (1982) ve Şaşkın Ördek (1983) adlı filmlerin müzikleri de Sadık Gürbüz'e aittir.
2005 yılında yapılan Misi adlı filmde Yani Baba adlı karakteri oynamıştır.
Sadık Gürbüz'e göre, radyo ve televizyonun da etkisiyle, halk kültürünü savunanlar artık eskisi kadar etkin değildirler. Sanatçı, halk müziğini modern tekniklerle de buluşturmak, müziği tek seslillikten kurtarılıp modern tekniklere açmak amacıyla çok sesli çalışmalar yapmaktadır. Sanatçı, müzik anlayışının temellerinin 1971-1976 yılları arasında Muhsin Ertuğrul yönetimindeki Şehir Tiyatroları'ndaki çalışmaları sırasında atıldığını, o dönemde tiyatroda sağlam bir müzik eğitimi aldıklarını belirtmektedir.
Kimse İran Kedilerinden Bahsetmiyor - İZLE
“Filmimdeki genç kahramanları İran kedilerine benzetiyorum; özgürlükleri ellerinden alınmış, müziklerini ancak saklı gizli yapabiliyorlar.” Bahman Ghobadi (yönetmen)
Yönetmen: Bahman Ghobadi
Senaryo: Bahman Ghobadi, Roxana Saberi, Hossein M. Abkenar
Görüntü Yönetmeni: Turaj Mansuri
Kurgu: Hayedeh Safiyari
Oyuncular: Negar Shaghaghi, Ashkan Koshanejad, Hamed Behdad
Yapımcı: Bahman Ghobadi
Süre: 105 dk
Film cezaevinden salıverildikten sonra bir grup kurmaya çalısan ve daha sonra da Iran’ı terketmeye hazırlanan iki genç müzisyeni izlemektedir. Çifte, Tahran’da ve etrafında dolasmaları ve bir grup kurmak ve daha sonra ülkeyi terketmekle ilgilenebilecek diger underground müzisyenleri aramalarına yardım eden Nader adındaki underground müzik tutkunu ve yapımcı bir adam dostluk gösterir. Film, Iran’daki rejimin bagımsız müzisyenlere ve genelde de Iran gençligine yönelik yasal ve kültürel baskılarının vurgulamaktadır. Müthiş bir film sonuna kadar keyifle seyredeceksiniz İyi seyirler...
Yönetmen: Bahman Ghobadi
Senaryo: Bahman Ghobadi, Roxana Saberi, Hossein M. Abkenar
Görüntü Yönetmeni: Turaj Mansuri
Kurgu: Hayedeh Safiyari
Oyuncular: Negar Shaghaghi, Ashkan Koshanejad, Hamed Behdad
Yapımcı: Bahman Ghobadi
Süre: 105 dk
Film cezaevinden salıverildikten sonra bir grup kurmaya çalısan ve daha sonra da Iran’ı terketmeye hazırlanan iki genç müzisyeni izlemektedir. Çifte, Tahran’da ve etrafında dolasmaları ve bir grup kurmak ve daha sonra ülkeyi terketmekle ilgilenebilecek diger underground müzisyenleri aramalarına yardım eden Nader adındaki underground müzik tutkunu ve yapımcı bir adam dostluk gösterir. Film, Iran’daki rejimin bagımsız müzisyenlere ve genelde de Iran gençligine yönelik yasal ve kültürel baskılarının vurgulamaktadır. Müthiş bir film sonuna kadar keyifle seyredeceksiniz İyi seyirler...
Madalya Fabrikası - Leon Felipe
Oyuncak satıcısı kasabaya girdiğinde akşamüstüydü. Gök kararıyor, kışın başlangıcını hissettiren ayaz soğuğu sokakları boş bırakıyordu. Yağmur yağabilir, böyle düşündü. İşi için hiçte iyi olmazdı. Arabasını park etti. Geceyi bu kasabada geçirmeliyim. İndi. Bagajdan ufak oyuncaklar alıp, paltosunun ceplerine doldurdu. Bagajı ve kapıları kilitledi. Sağına soluna bakındı. Tüm kasabalar aynıydı. Belediye binasını gördü. Merdivenlerin önünde kırklarında biri, sakallı, sağlıklı yüzlü biri oturuyor. Yaşama kayıtsız, ıslık çalıyordu. Gaspard de la Nuit Melodiyi anımsadı. Adama doğru yürüdü. Konuşmadan yanından geçti. Her kasaba gibi buranın da belediye yanındaki sokaklarında dükkanlar ve lokantalar ve gece uyuyacağım berbat bir motel vardır. Bir oyuncakçı için sıradan bunlar. Çok sıradan. Şu savaş olmasaydı. Belki. Karnım acıkmış. Sigara çok içiyorum. Yine de bir sigara yakmak için paketi çıkarttı. Eli cep telefonuna değmişti. Burada da çekmez. Küçük kasabalar daha sıkıcı. Yürüdü. Açık bir lokanta gördü. İçerisi boş. Benden başka müşteri yok. Umarım yiyecek bir şeyleri vardır. Oturmadan, bir ayağı dışarıda diğeri lokantanın açtığı kapısından biraz içeride sordu. Yemek var mı? Yok. Dedi, mutfaktan genç bir ses. Bir kadın. Aşağıda kahvede var ama. Zaten gece oluyor kapatıyoruz. Lokantanın adına baktı. Camdan silinmek üzere olan harfler anlamsızlığı yüceltiyordu.
Mihri Belli Yaşamını Yitirdi
Türkiye devrimci hareketinin çınarlarından biri, Mihri Belli yaşamını yitirdi.
Türkiye devrimci hareketinin sembol isimlerinden biri olan, 96 yaşındaki Mihri Belli, bugün saat 16:00'da uzun süredir tedavi görmekte olduğu evinde yaşamını yitirdi.
Belli, 1915 yılında Silivri'de dünyaya geldi. Babası, Kurtuluş Savaşı yıllarında Trakya'da direnişi yönetenlerden Urfalı Mahmut Hayrettin Bey'dir.
Belli, 1936'da okumaya gittiği ABD'de marksist düşünceyle tanıştı ve devrimci mücadeleye katıldı. 1937-1938 yıllarında Missisippi'de zenci yarıcılar arasında siyasi faaliyet yürüttü. 1939-1940 yıllarında iktisat yüksek lisansı yaptığı Missouri Üniversitesi'nde, ABD'li komünistlerle birlikte mücadele etti.
1940'ta Türkiye'ye döndü. Yeraltında faaliyet yürüten Türkiye Komünist Partisi'yle temas kurarak parti saflarında faaliyet göstermeye başladı. 1942'de partinin merkez komitesine seçildi.
1943-1944'te İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi'nde İlerici Gençler Birliği'nin kurucu ve örgütleyicilerinden biri oldu, ardından birliğe yönelik kovuşturmada tutuklandı, iki yıl hapis ve sürgün cezasına çarptırıldı.
Türkiye devrimci hareketinin sembol isimlerinden biri olan, 96 yaşındaki Mihri Belli, bugün saat 16:00'da uzun süredir tedavi görmekte olduğu evinde yaşamını yitirdi.
Belli, 1915 yılında Silivri'de dünyaya geldi. Babası, Kurtuluş Savaşı yıllarında Trakya'da direnişi yönetenlerden Urfalı Mahmut Hayrettin Bey'dir.
Belli, 1936'da okumaya gittiği ABD'de marksist düşünceyle tanıştı ve devrimci mücadeleye katıldı. 1937-1938 yıllarında Missisippi'de zenci yarıcılar arasında siyasi faaliyet yürüttü. 1939-1940 yıllarında iktisat yüksek lisansı yaptığı Missouri Üniversitesi'nde, ABD'li komünistlerle birlikte mücadele etti.
1940'ta Türkiye'ye döndü. Yeraltında faaliyet yürüten Türkiye Komünist Partisi'yle temas kurarak parti saflarında faaliyet göstermeye başladı. 1942'de partinin merkez komitesine seçildi.
1943-1944'te İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi'nde İlerici Gençler Birliği'nin kurucu ve örgütleyicilerinden biri oldu, ardından birliğe yönelik kovuşturmada tutuklandı, iki yıl hapis ve sürgün cezasına çarptırıldı.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
İlgilenilenler
- Niwemang - Half Moon (Yarım Ay) - İZLE
- Kimse İran Kedilerinden Bahsetmiyor - İZLE
- UMUT / Yılmaz Güney - İZLE
- Türk Hamlesi / Turkish Gambit - İZLE
- Olimpia Garajı (Türkçe Dublaj ) - İZLE
- ARARAT - İZLE
- Ulis'in Bakışı - İZLE
- KUTSAL YÜREK - İZLE
- Çingeneler Zamanı - İZLE
- Otobüs-The Bus (Yasaklı film) - İZLE









