Anadillerinde öğretim yapan üniversiteleri kapatıldı. Hem de kendi yaşadıkları topraklar üzerindeki, kendi ülkelerindeki. Onlar da demokrasiyi işlettiler. Gösteri yaptılar: Kararı protesto ettiler. Daha önce olduğu gibi yine polis saldırdı. Kaba dayak, gaz, su, cop ve nihayet silahlar: Ölüler, yaralılar.
Nüfusların yüzde 25’inin katılımıyla miting yaptılar. Askeri birlikler geldi insanları öldürdü. Nüfusun tamamı genel greve gitti. Nüfusun neredeyse tamamı işten atıldı, çalışan oranı yüzde 10’un altına indi.
Anadillerinde yayın yapan televizyon ve radyo kapatıldı, gazeteleri “Diriliş” yasaklandı. İşsizlik göçe neden oldu ve nüfusun yüzde 20’si çalışmaya “acı vatan”lara gitti.
Doktorların anadillerinde reçete yazması yasaklandı. Doktorlar işi bıraktı ve hastalarını kendi evlerine davet edip misafir odalarında tedavi etmeye çalıştı. Kadınlar devlet hastanelerinde doğum yapmaya gitmedi. Ebeveynler çocuklarını, kısırlaştırıcı bir karışım içerdiği endişesinden dolayı aşılatmadı. İnadına doğurdular, inadına çoğaldılar.
Bırakın anadilde eğitimi, sokakta anadilinde konuşmak bile yasaklandığından öğretmenler okulu bıraktı. Müfredat egemenin hayat hikayesinden ibaret olunca insanlar tarihlerine sarıldı. Evlerini okul haline getirdi ve 300-400 bin çocuk ve genç ev-okullarında eğitim gördü.
Kendi aralarındaki anlaşmazlıkları devletin hukukunda değil içlerindeki hukuk bilgisi sahiplerinin rehberliğinde çözüme kavuşturdular. Evler mahkeme salonu olmuştu.
Gün ortasında bir yeraltı devleti kurdular. Bu devlet şiddet araçlarına sahip olmadığından bilinen devlet tanımına (şiddet araçları tekeli), asla uymadı. Devlet olmayan bir devlet örgütlediler. Ülke içindekiler bu devlete yıllık gelirlerinin yüzde 3’ünü, yurt dışında çalışanlar yüzde 10’unu vergi olarak veriyor ve kamu görevlilerinin geçimi bu toplumsal fondan karşılanıyordu.
Hacivat Karagöz Neden Öldürüldü? - İZLE
Tür: Komedi, Tarih, Dram
Beyazıt Öztürk ve Haluk Bilginer’in başrolünü paylaştığı, yayınlandığı dönemin en çok beğenilen yerli yapımlarından olan Hacivat ve Karagöz filmini sizlere sunuyoruz. Eğlendirici ve kimi yerlerde hüzünlendirici bu film için sizlerin de yorumlarınızı bekleriz. İyi seyirler.
Yönetmen: Ezel Akay
Müzik: Ender Akay
Süre: 2 saat 15 dk
Oyuncular: Haluk Bilginer, Beyazıt Öztürk, Ayşen Gruda,
Mete Horozoğlu, Şebnem Dönmez, Güven Kıraç,
Hacivat ve Karagöz 14. yüzyılda, Bursa’da yaşamakta olan ve inşaat işçiliği yapan iki emekçidir. Bursa kentinin kozmopolit yapısı içinde elitler, hristiyanlar, müslümanlar bir arada yaşamaktadır ve kıyasıya bir mücadele vardır. Hacivat’la Karagöz, kendilerinde olan doğal espri yeteneklerini farketmiş ve bunu kullanmaya karar vermişlerdir. Bu amaçla insanların karşılarına çıkmaya ve onları eğlendirmeye başlarlar. Ancak dillerinin sivriliği ve cesaretleri bazı çevrelerce sert tepki toplamalarına neden olur. Bunun sonunda ise kendi kuyularını kazmış olacaklardır.Müzik: Ender Akay
Süre: 2 saat 15 dk
Oyuncular: Haluk Bilginer, Beyazıt Öztürk, Ayşen Gruda,
Mete Horozoğlu, Şebnem Dönmez, Güven Kıraç,
Beyazıt Öztürk ve Haluk Bilginer’in başrolünü paylaştığı, yayınlandığı dönemin en çok beğenilen yerli yapımlarından olan Hacivat ve Karagöz filmini sizlere sunuyoruz. Eğlendirici ve kimi yerlerde hüzünlendirici bu film için sizlerin de yorumlarınızı bekleriz. İyi seyirler.
“Şirket Silahlı Kuvvetleri” görevde/ Abdullah AYSU
Libya, zengin petrol ve doğalgaz kaynaklarına sahip. Petrol ve doğalgaz kaynaklarının ekonomik değeri savaşmayı gerektirecek boyutta. Libya’da başlayan isyanın ardından içerden Kaddafi’nin uçakları havalandı, gök kubbeyi dar etti yurttaşlarına, dışardan ABD, İngiltere, Fransa, Kanada ve İtalya’dan oluşan koalisyon güçleri Libya hava sahasına yerleşti. Yani Kaddafi ve koalisyon güçleri için savaş arenası: Libya toprakları. Bu savaşta Türkiye’nin de rolü var: Yaralananların tedavi edilmesi…
Batı, gerçekten Libya petrollerini ele geçirmenin mi peşinde?Uluslararası Enerji Ajansı verilerine göre; ihalesi yapılmış ve yapılmakta olan ve imtiyazı alınmış petrol sahasının sayısı 201. Libya’daki petrolün yüzde 52’sini çokuluslu petrol şirketleri, yüzde 31’ini yabancı ülkelerin sahip olduğu milli petrol şirketleri, yüzde 17’sini de bu grupta yer alan şirketlerin aralarında kurduğu ortaklıklar çıkarıyor.
Libya’da şu anda 11 tane milli petrol şirketi faaliyette. Brezilyalı Petrobras, Çinli CNPC, Hindistanlı ONGC, Endonezyalı Pertamina’nın da aralarında olduğu altı şirket de Asya Pasifik bölgesinden. İki Avrupalı, Polonyalı Polish Oil&Gas ve Türkiye’den TPAO’da Libya’da. Libya’da bulunanlar arasında dünya devi Rus Grasprom da var.
Çin’in devlet şirketi CNPC, Libya’daki petrolün yüzde 10’unu ülkesine götürüyor.
Çokuluslu şirketler ise, sırasıyla ENI, OMV, Repsol-YPF, ConocoPhilips, Hess, Marathon, Occidental ve Suncor.
Joan Baez / Seçkiler - DİNLE
Joan Baez (d. 9 Ocak 1941), ABD'li folk şarkıcısı ve şarkı yazarıdır. Farklı vokaliyle, aktivist tavrıyla ve politik görüşüyle bilinir. Üç oktav ses aralığına sahip bir sopranodur. Şarkılarının çoğu sosyal konularla ilgilidir.
Müziği adeta kendi aynası oldu ve toplumsal tepkiler çerçevesinde daima özgürlük, işçi hakları, ağır vergilere yönelik tepkiler ve insan hakları konusunda kendini öne çıkardı. Karşı koyuş ve protestolarla geçen 1963, 1964, 1966 yıllarında yoğunlaştırdığı hareketlerinden sonra 1968 kuşağı içerisinde ve o renkleri yansıtan albümünü kaydetti. Eşi David Harris'in protesto hareketlerini oluşturduğu iddiası ile hapise atılmasından sonra ve Vietnam Savaşı'nın hızının artması ile birlikte Amerika merkezli Liaison Committee ile birlikte Hanoi"ya gitti, Batı Yakası'nda "Amnesty İnternational" (Uluslararası Af Örgütü) kurulması desteği verdi.
Albümlerinin ruhuna uygun olarak, Güney Asya'daki saldırgan tutumun azalışa geçmesi ile, dikkatini Augusto Pinochet'in diktatörce baskısı altında inleyen Şili'ye çevirdi. Böylece, bu insanlara ithaf olarak İspanyolca albümünü çıkardı. Bu albümdeki "No Nos Moveran" (Biz sürülmeyeceğiz) adlı şarkısı, İspanya'da Diktatör General Franco tarafından 40 yıldan fazla süre ile yasaklandı ve tüm kopyaları toplatıldı. Diktatör Franco'nun ölümünden 3 yıl sonra 1977 yılında ilk defa kendisi, Madrid'deki bir televizyon programında bu şarkıyı söyledi.
Joan Baez, internette video sitelerinde bulunabilecek Zülfü Livaleni'nin Nazım Hikmet'in "Kız Çocuğu" Şiiri'ne bestelediği şarkısını başarıyla ve kendine özgü tarzı ile tüm müzikseverlere hediye etti.
Müziği adeta kendi aynası oldu ve toplumsal tepkiler çerçevesinde daima özgürlük, işçi hakları, ağır vergilere yönelik tepkiler ve insan hakları konusunda kendini öne çıkardı. Karşı koyuş ve protestolarla geçen 1963, 1964, 1966 yıllarında yoğunlaştırdığı hareketlerinden sonra 1968 kuşağı içerisinde ve o renkleri yansıtan albümünü kaydetti. Eşi David Harris'in protesto hareketlerini oluşturduğu iddiası ile hapise atılmasından sonra ve Vietnam Savaşı'nın hızının artması ile birlikte Amerika merkezli Liaison Committee ile birlikte Hanoi"ya gitti, Batı Yakası'nda "Amnesty İnternational" (Uluslararası Af Örgütü) kurulması desteği verdi.
Albümlerinin ruhuna uygun olarak, Güney Asya'daki saldırgan tutumun azalışa geçmesi ile, dikkatini Augusto Pinochet'in diktatörce baskısı altında inleyen Şili'ye çevirdi. Böylece, bu insanlara ithaf olarak İspanyolca albümünü çıkardı. Bu albümdeki "No Nos Moveran" (Biz sürülmeyeceğiz) adlı şarkısı, İspanya'da Diktatör General Franco tarafından 40 yıldan fazla süre ile yasaklandı ve tüm kopyaları toplatıldı. Diktatör Franco'nun ölümünden 3 yıl sonra 1977 yılında ilk defa kendisi, Madrid'deki bir televizyon programında bu şarkıyı söyledi.
Joan Baez, internette video sitelerinde bulunabilecek Zülfü Livaleni'nin Nazım Hikmet'in "Kız Çocuğu" Şiiri'ne bestelediği şarkısını başarıyla ve kendine özgü tarzı ile tüm müzikseverlere hediye etti.
Delilerin Aklına İhtiyacımız Var - Asuman Bayrak
Nasıl mı? Baskı, entrika, soygun ve cinayet ortamında düş kurmak zordur. Hayat sanattan, sanat da hayattan medet umar; bazen bir görüntü veya dize, bazen tek bir sözcük, renk, ses, hareket ayakta kalmanın yollarını açar, gönül telini titretir, nefes almamızı sağlar. Sol cenahta tiyatronun gözde olduğu günler geçmişte kaldı, artık yatıp kalkıp sinema konuşuyoruz. Oysa bir epik tiyatro vardı!.. Politikanın damardan yapıldığı, genellikle güç, şiddet karşısında aydın sorumluluğunu işleyen oyunların cephesi.
Geçtiğimiz ay, İstanbul Şehir Tiyatroları Muhsin Ertuğrul Sahnesi'nde, Jean Paul Marat'nın takibi ve öldürülüşünün Charanton Akıl Hastanesi oyuncuları tarafından Marquis de Sade yönetiminde temsilini konu alan Peter Weiss'ın yazdığı, Ragıp Yavuz'un yönettiği müzikli oyunu seyrettim. İmkansızı talep etmenin tadını hatırlattı.
Oyunun bir yerinde Marat, “Önemli olan, insanın kendi kendini saçlarından kavrayıp ayağa kaldırması, kendini bir eldiven gibi ters yüz edip evrene yepyeni gözlerle bakmasıdır,” diyor. Yönetmen Ragıp Yavuz, insanın ister istemez 'nasıl' diye soracağını, ancak P.Weiss'ın yanıt vermediğini söylüyor. Oyun, hazır ve net cevap arayanlar için değil, soruları çoğaltanlar, sorgulayanlar, farklı anlamlar arayanlar için sahnelenmiş.
Karamazovi - İZLE
Tür: Dram, TiyatralYönetmen: Petr Zelenka
Senaryo: Fyodor Dostoyevsky,
Petr Zelenka, Evald Schorm
Yapımcı: Cestmír Kopecky
Müzik: Jan A.P. Kaczmarek
Süre: 1 saat 50 dk
Konusu: Çek Cumhuriyetinde Praglı bir grup tiyatro oyuncusu Dostoyevski’nin “Karamazov Kardeşler” adlı eserini bir fabrika ortamında sergileyebilmek adına Krakov’a gelirler. Oyun öncesi provalar devam etmektedir. Acı , inançlar, ölümsüzlük, kurtuluş temaları tiyatro oyununun temasını oluşturmaktadır ve bütün oyuncular bir inanç birliği içinde oyun üzerine titremektedir. Bu özverileri ilerleyen günlerde çok ilginç bir şekilde kendilerini etkilemeye başlar. Dostoyevski’nin bu ölümsüz eserinde yaratılmış olan karakterler, oyuncuların içlerine yerleşmiştir adeta ve yaşamlarını doğrudan etkilemeye başlamıştır. Oyuncular artık roman , tiyatro ve gerçek hayat arasında paradoksal gidip gelmeler yaşamaya başlarlar. Film bir başyapıt niteliğinde ve kesinlikle bu tarz bir film şimdiye çekilmedi. Tarihin derinliklerinin, bir tiyatro eseriyle insan yaşamına entegre edilebildiğinin ifadesidir bu film. Bu tarz film seven sevmeyen herkes bunu izlemeli diyoruz. Değerli yorumlarınızı bekleriz. İyi seyirler.
Senaryo: Fyodor Dostoyevsky,
Petr Zelenka, Evald Schorm
Yapımcı: Cestmír Kopecky
Müzik: Jan A.P. Kaczmarek
Süre: 1 saat 50 dk
Konusu: Çek Cumhuriyetinde Praglı bir grup tiyatro oyuncusu Dostoyevski’nin “Karamazov Kardeşler” adlı eserini bir fabrika ortamında sergileyebilmek adına Krakov’a gelirler. Oyun öncesi provalar devam etmektedir. Acı , inançlar, ölümsüzlük, kurtuluş temaları tiyatro oyununun temasını oluşturmaktadır ve bütün oyuncular bir inanç birliği içinde oyun üzerine titremektedir. Bu özverileri ilerleyen günlerde çok ilginç bir şekilde kendilerini etkilemeye başlar. Dostoyevski’nin bu ölümsüz eserinde yaratılmış olan karakterler, oyuncuların içlerine yerleşmiştir adeta ve yaşamlarını doğrudan etkilemeye başlamıştır. Oyuncular artık roman , tiyatro ve gerçek hayat arasında paradoksal gidip gelmeler yaşamaya başlarlar. Film bir başyapıt niteliğinde ve kesinlikle bu tarz bir film şimdiye çekilmedi. Tarihin derinliklerinin, bir tiyatro eseriyle insan yaşamına entegre edilebildiğinin ifadesidir bu film. Bu tarz film seven sevmeyen herkes bunu izlemeli diyoruz. Değerli yorumlarınızı bekleriz. İyi seyirler.
BU BİR SAVAŞ KARARIDIR...
18 NİSAN DARBESİ
Devlet Kürtlerin iradesine ambargo koyarak, Meclis yolunu Kürtlere kapattı. YSK, Hatip Dicle, Leyla Zana, Sabahat Tuncel, Gültan Kışanak, Ertuğrul Kürkçü, İsa Gürbüz ve Salih Yıldız'ın da aralarında bulunduğu 12 bağımsız milletvekili adayının adaylığını kabul etmedi. Daha önce de YSK, Ağrı bağımsız adayı olan Murat Öztürk’ü reddetmişti
SEÇİMLERDEN ÇEKİLİRİZ
Ahmet Türk: "Tamamen siyasi bir karardır, Kürtlerin demokratik siyasete katılımını engelleyen bir karardır. YSK'nin tek başına alabileceği bir karar değildir. Bütün çabalarımıza rağmen demokratik siyaset yolu Kürtlere kapatılmaya çalışılıyor. Karar hukukla izah edilemez. Bu karar seçimlere girmemizi engeller" dedi.
FATURASI AĞIR OLUR
Selahattin Demirtaş: "Siyasi sonuçları ağır olacak bir karara imza atıldı. Çok ince hesaplanmış. Siyasi sonuçları görülerek karar verilmiştir. Bir devlet komplosu ile karşı karşıyayız. Parlamento derhal toplanmalı, seçimi ertelemelidir. Bu dehşet operasyonu Bölge'de savaş için alınan bir karardır" dedi.
Yüksek Seçim Kurulu, aralarında BDP’nin desteklediği Emek, Demokrasi ve Özgürlük Bloğu’nun bağımsız adaylarının da aralarında bulunduğu 12 kişinin adaylığını veto etti. Tasfiye operasyonu, DEP’lilerin Meclis’ten atıldığı 2 Mart 1994 operasyonunu hatırlattı.
YSK, bağımsız milletvekili adayları ile siyasi partilerin milletvekili geçici aday listeleri üzerindeki incelemelerini tamamladı. Adli sicil kayıtlarını inceleyen YSK, 12 bağımsız milletvekilinin sabıka kayıtları bulunduğunu öne sürerek adaylıklarını iptal etti. Yasak getirilen adaylar arasında BDP’nin desteklediği Emek, Demokrasi ve Özgürlük Bloğu’nun Amed adayları Hatip Dicle, Leyla Zana, Sêrt adayı Gültan Kışanak, İstanbul adayı Sabahat Tuncel, Mersin adayı Ertuğrul Kürkçü, Xarpêt (Elazığ) adayı İsa Gürbüz, Colemêrg (Hakkari) adayı Salih Yıldız ve ESP adayları Çiçek Otlu ile Harun Özelen, Abdullah Kızılay, Şerafettin Efe ve Nezir Sincan bulunuyor.
KÜRDOĞLU KAYADA KALDI
Dağlardan bıçak esiyordu. Şehrin bulvarlarını, caddelerini, sokaklarını kuşatmıştı bu esinti. Hangi canlıya vuruyorduysa görünmez bir yara açıyordu, acı akıyordu ; Gözlerin göremediği, ellerin dokunamadığı... Zehir gibi bir acı... Soğuk.
Kapının açılmasıyla müthiş bir sıcak sardı tüm bedenimi, sonra parmaklarım karıncalanmaya başladı. Sonra acımaya. Binlerce karınca parmak uçlarımı kemiriyordu, kemiklerimi. Dayanılmaz bir acıydı. Annem bir leğene kar doldurup getirdi içeri ve ellerimi ovalamaya başladı. Her dokunuşunda karıncalar ölüyordu ellerimin içinde, morarmış tenimin altında...
Dudaklarım zorla bir araya geldiğinde “ Anne, çok soğuk “ Diyebildim. Annem, iki elimi bir elinde birleştirip diğer eliyle saçlarımı okşadı.”Sayılı günler bu günler, bu gece kürdoğlu kayada kalacak “ Dedi...
Kapının açılmasıyla müthiş bir sıcak sardı tüm bedenimi, sonra parmaklarım karıncalanmaya başladı. Sonra acımaya. Binlerce karınca parmak uçlarımı kemiriyordu, kemiklerimi. Dayanılmaz bir acıydı. Annem bir leğene kar doldurup getirdi içeri ve ellerimi ovalamaya başladı. Her dokunuşunda karıncalar ölüyordu ellerimin içinde, morarmış tenimin altında...
Dudaklarım zorla bir araya geldiğinde “ Anne, çok soğuk “ Diyebildim. Annem, iki elimi bir elinde birleştirip diğer eliyle saçlarımı okşadı.”Sayılı günler bu günler, bu gece kürdoğlu kayada kalacak “ Dedi...
Fe r y a l Ö n e y / H a r d a s a n - DİNLE
Akşehir doğoumlu Feryal Öney Konya Ereğli'de büyüdü. Boğaziçi Üniversitesi'ni kazanınca buradan ayrılarak İstanbul'a yerleşti. Türk Dil ve Edebiyatını bitirdi ve 4 yıl edebiyat öğretmenliği yaptı. 1997 de öğretmenliği bıraktı.
Kardeş Türküler -solisti- olarak çıkardığı albümler dışında 'Hardasan' ve 'Bulutlar Geçer' adlı iki albümü var.
Esra Aşan, Seda Saral'ın Feryal Önel ile söyleşisinden alıntıdır.
"Bu kız şarkı söyleyebiliyor" dendiği günden beri söylüyorum. Çocukluk yıllarımda ağırlıklı olarak 45'lik plâkları, Türkiye'de dinlenen popüler şarkıları ve aralarında Ajda Pekkan, Cem Karaca, Orhan Gencebay, Nesrin Sipahi, Erkin Koray, Kamuran Akkor’un adını sayabileceğim şarkıcıları dinlerken, lise yıllarında, müzik öğretmenimin de etkisiyle, türkü dinlemeye ve söylemeye başladım. Daha çok Azeri şarkıları ve Orta Anadolu türküleri ilgimi çekiyor, sesim de o tarzlara yakışıyordu. Boğaziçi Üniversitesi'ne gelip Folklor Kulübü'ndeki müzik çalışmalarına katıldığımda, Kardeş Türküler projesi ortaya çıktığında ağırlıklı olarak Azeri şarkıları ve Orta Anadolu Türkmen türkülerini söylemeyi tercih ettim, söyleyebildiğimi gördüm.
Kardeş Türküler -solisti- olarak çıkardığı albümler dışında 'Hardasan' ve 'Bulutlar Geçer' adlı iki albümü var.
Esra Aşan, Seda Saral'ın Feryal Önel ile söyleşisinden alıntıdır.
"Bu kız şarkı söyleyebiliyor" dendiği günden beri söylüyorum. Çocukluk yıllarımda ağırlıklı olarak 45'lik plâkları, Türkiye'de dinlenen popüler şarkıları ve aralarında Ajda Pekkan, Cem Karaca, Orhan Gencebay, Nesrin Sipahi, Erkin Koray, Kamuran Akkor’un adını sayabileceğim şarkıcıları dinlerken, lise yıllarında, müzik öğretmenimin de etkisiyle, türkü dinlemeye ve söylemeye başladım. Daha çok Azeri şarkıları ve Orta Anadolu türküleri ilgimi çekiyor, sesim de o tarzlara yakışıyordu. Boğaziçi Üniversitesi'ne gelip Folklor Kulübü'ndeki müzik çalışmalarına katıldığımda, Kardeş Türküler projesi ortaya çıktığında ağırlıklı olarak Azeri şarkıları ve Orta Anadolu Türkmen türkülerini söylemeyi tercih ettim, söyleyebildiğimi gördüm.
Türk Hamlesi / Turkish Gambit - İZLE
Yapım: 2005 Bulgaristan,Rusya / Türkçe Altyazılı
Yönetmen: Dzhanik Faiziyev
Müzik: Vsevolod Saksonov, Andrei Feofanov
Süre: 2 saat 10 dk
Erast Fandorin isimli Rus ordusu mensubu, bir çok savaşta yer almış ve Türklere karşı tecrübe edinmiştir. 1877-78 Osmanlı – Rus savaşına da katılır ve geri dönüş yolundayken, Bulgaristan sınırında Varvara Suvorova isimli güzel bir kadınla tanışır. Suvorova yola onunla birlikte devam etmek ister çünkü cephenin ilerisindeki nişanlısına ulaşmak istemektedir. Fandorin, onu da yanına alacaktır ancak asıl görevi olan, Rus ordusu içine sızmış Osmanlı ajanını (Enver) deşifre etme görevini yerine getirmek zorundadır…
Rus yapımı olan bu filmde Osmanlılarla olan savaş ve bu savaşın iç yüzü anlatılıyor. Boris Akunin isimli Rus yazarın, Adventures of Erast Petrovich Fandorin isimli seri romanlarından alıntılanan film, Rusların sinema sektöründeki yükselen grafiğine iyi bir örnek. Dublajı olmadığı için altyazılı olarak sunuyoruz. İzledikten sonra yorumlarınızı bekleriz. İyi seyirler.
Yönetmen: Dzhanik Faiziyev
Müzik: Vsevolod Saksonov, Andrei Feofanov
Süre: 2 saat 10 dk
Erast Fandorin isimli Rus ordusu mensubu, bir çok savaşta yer almış ve Türklere karşı tecrübe edinmiştir. 1877-78 Osmanlı – Rus savaşına da katılır ve geri dönüş yolundayken, Bulgaristan sınırında Varvara Suvorova isimli güzel bir kadınla tanışır. Suvorova yola onunla birlikte devam etmek ister çünkü cephenin ilerisindeki nişanlısına ulaşmak istemektedir. Fandorin, onu da yanına alacaktır ancak asıl görevi olan, Rus ordusu içine sızmış Osmanlı ajanını (Enver) deşifre etme görevini yerine getirmek zorundadır…
Rus yapımı olan bu filmde Osmanlılarla olan savaş ve bu savaşın iç yüzü anlatılıyor. Boris Akunin isimli Rus yazarın, Adventures of Erast Petrovich Fandorin isimli seri romanlarından alıntılanan film, Rusların sinema sektöründeki yükselen grafiğine iyi bir örnek. Dublajı olmadığı için altyazılı olarak sunuyoruz. İzledikten sonra yorumlarınızı bekleriz. İyi seyirler.
Seçim bitti: Ezilen ulus memlekete, komünistler cennete gider -Özcan Özen
Türkiye’de proletarya Kürtleşti, ve de Kürtler de savaş ve zorunlu göç ile birlikte proleterleşti. Zira zorunlu göç Türkiye tarihindeki en kapsamlı ve hızlı mülksüzleştirme ve proleterleştirme dalgası oldu.13 Haziran sabahı sosyalistler/komünistler kendi kaderini tayin hakkını savunmaktan ve tanımaktan vazgeçecek midir? Üstelik bunu ilkesel bir tutum olduğu, bir zamanlar bir yerlerde “ulu önderler” tarafından tespit edilmiş ve yazılmış olduğu için değil her gün tanık olunan gerçeklerin bilincine varmaları ve kendi kaderini tayin etmenin devrimci bir dinamik oluşturabileceğini görmelerine rağmen yapabilirler mi?
Kürt işçiler de vardır: Devlet de kurabilirler devrim de
13 Haziran sabahı 60-70 lira yevmiyeye, sigortasız, iş güvencesi ve güvenliğinden yoksun olarak çalışmak zorunda olan Kürt işçiler yine inşaatlardaki iskelelere tırmanıyor olacak. Bunlar ücretli köle sınıfının kah CHP’ye oy veren bölüğünün ikamet ettiği semtlerde kah AKP’ye oy veren proleter mahallelerde, dolaylı ya da doğrudan bir şekilde işçi sınıfının konut sorununu (ev sahibi yapmak ya da kira düşüşünü sağlayacak şekilde) çözecek konutların üretiminde veya yakıt giderlerini azaltacak yalıtım (mantolama) şantiyelerinde, yerden onlarca metre yükseklikte anadillerinde birbirlerini kolluyor olmaya devam edeceklerdir.
13 Haziran sabahı evden eve nakliye şirketlerinin kamyonları, o gün iş bulup bulamama yükünden kurtulmuş Kürtlerin omuzlarına, yolda zaman ve para kaybetmemek için evini işyerinin yakınına taşıyan ücretli kölelerin eşyalarını yüklemek için yol alıyor olacak.
Kürt işçiler de vardır: Devlet de kurabilirler devrim de
13 Haziran sabahı 60-70 lira yevmiyeye, sigortasız, iş güvencesi ve güvenliğinden yoksun olarak çalışmak zorunda olan Kürt işçiler yine inşaatlardaki iskelelere tırmanıyor olacak. Bunlar ücretli köle sınıfının kah CHP’ye oy veren bölüğünün ikamet ettiği semtlerde kah AKP’ye oy veren proleter mahallelerde, dolaylı ya da doğrudan bir şekilde işçi sınıfının konut sorununu (ev sahibi yapmak ya da kira düşüşünü sağlayacak şekilde) çözecek konutların üretiminde veya yakıt giderlerini azaltacak yalıtım (mantolama) şantiyelerinde, yerden onlarca metre yükseklikte anadillerinde birbirlerini kolluyor olmaya devam edeceklerdir.
13 Haziran sabahı evden eve nakliye şirketlerinin kamyonları, o gün iş bulup bulamama yükünden kurtulmuş Kürtlerin omuzlarına, yolda zaman ve para kaybetmemek için evini işyerinin yakınına taşıyan ücretli kölelerin eşyalarını yüklemek için yol alıyor olacak.
Gezegenle kumar oynamak - JOSEPH E. STIGLITZ
Elbette, bir açıdan, arkasında 25 bin ölü ile kayıp bırakan deprem trajedisi ile hakkında bu kadar akut fiziki zararlar atfedilemeyecek finans krizi arasında bir benzerlik yok. Fakat Fukuşima’da meydana gelen erime çöküşe geldiğinde iki olay arasında ortak bir tema var.
Nükleer ve finans endüstrisindeki uzmanlar, bize yeni teknolojinin her şeye sahip olduğunu ve kaza riskini elimine etmeyi garanti etmişti. Olaylar onları yanlışladı: Risk sadece varlığını sürdürmekle kalmadı; sonuçları da o kadar büyük oldu ki, endüstri liderlerinin terfi ettirdiği sistemlerin varsayılan tüm yararlarını kolayca sildi.
Büyük Resesyon’dan önce, Amerikan ekonomisinin gururları (fikirleri izlenen saygın kişiler -ç.n.) -Federal Kaynaklar’ın tepesinden finansın devlerine- risk yönetimini öğrendiğimizle böbürleniyorlardı. Ama türevler ve kredi-yükümlülükleri değiş tokuşları gibi “yenilikçi” finans enstrümanları, riskin ekonomiye baştan başa yayılmasını olanaklı kıldı. Biliyoruz ki onlar sadece toplumun geri kalanını değil, kendilerini de kandırdılar.
Finansın bu sihirbazlarının, riskin karmaşıklığını anlamadıkları ortaya çıktı. Bazen “siyah kuğular” olarak da adlandırılan “şişman kuyruklu dağıtımlar”ın (fat-tail distributions) -dev sonuçlara sahip nadir olaylar için kullanılan istatistiki terim- ortaya çıkardığı tehlikeleri yalnız bırakıyorlar. Fakat yüzyılda bir olması beklenen -ya da kainatın yaşam süresi boyunca bile bir kez- olaylar, her on yılda gerçekleşiyor gibi görünüyor. Daha kötüsü, sadece bu olayların oluş frekansı değil, onların yol açacağı astronomik zarar da çok büyük bir şekilde tahmin edilemiyor.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
İlgilenilenler
- Niwemang - Half Moon (Yarım Ay) - İZLE
- Kimse İran Kedilerinden Bahsetmiyor - İZLE
- UMUT / Yılmaz Güney - İZLE
- Türk Hamlesi / Turkish Gambit - İZLE
- Olimpia Garajı (Türkçe Dublaj ) - İZLE
- ARARAT - İZLE
- Ulis'in Bakışı - İZLE
- KUTSAL YÜREK - İZLE
- Çingeneler Zamanı - İZLE
- Otobüs-The Bus (Yasaklı film) - İZLE







