Tür : Dram / Tarihi
Gösterim Tarihi : 18 Şubat 2011
Yönetmen : Tom Hooper
Senaryo : David Seidler
Yapım : 2010, ABD , 118 dk.

Oyuncular : Colin Firth (6. George) , Helena Bonham Carter (Kraliçe Elizabeth) , Derek Jacobi , Robert Portal , Geoffrey Rush , Paul Trussell , Andrew Havill , Charles Armstrong , Guy Pearce

İngiliz Kraliyet ailesine konuk olmaya hazır mısınız?
Babası 5.George'un ölümü ardından, ‘Bertie’ lakaplı Albert Frederick Arthur George, tarihin bildiği adıyla Kral George VI, mecburen Krallık makamını devralır. Zira, ağabeyi Edward, Amerikalı Wallis Simpson ile beraber olmak için tahttan feragat etmiştir. Fakat yeni kralın aşması gereken ciddi bir hitabet problemi vardır: Albert, İngiliz halkına konuşmak yapmak için çocukluğundan beri başına dert olan kekemeliği yenmek zorundadır.
Bu noktada Albert'i halkına ve Kraliyet makamına hazırlamak için Avustralyalı, 'çılgın' konuşma terapisti Lionel Logue devreye girer...
Gösterildiği festivallerde beğeni toplayan film, 2010 İngiliz Bağımsız Film Ödülleri'nde En İyi Erkek Oyuncu, En İyi Erkek ve Kadın Yardımcı Oyuncu, En İyi Senaryo ve En İyi Film dahil olmak üzere 5 ödülle uzandı.

Ayetullah Fadlallah'ın mirası

Jim Muir
BBC, Beyrut

Önde gelen Lübnanlı Şii dini otorite Büyük Ayetullah Muhammed Hüseyin Fadlallah'ın ölümü, İslam ve Arap dünyalarında olduğu kadar Batı'da da yankı buldu. Ancak çok farklı nedenlerle.Fadlallah Lübnan'da büyük saygı görüyordu Batı'daki çoğu kimse için Seyid Fadlallah'ın adı, 1980'lerin başında Lübnan'daki Amerikan varlığına karşı girişilen şiddet olaylarıyla birlikte anılıyor.Ancak Lübnan'da ve genel olarak bölgedeki Şii toplumunda Fadlallah’ın ölümü, fetvaları ve buyruklarıyla 'merci-i taklit' seviyesine yükselen ruhani bir devin vefatı olarak görülüyor ve arkasından yas tutuluyor.Ayetullah, arkasında uzun süre ismini yaşatacak 40'tan fazla kitap ve İslami esere ek olarak, hayır kurumları ve dini okullar bıraktı. Şii dünyasındaki şüphe götürmez nüfuzu, Irak'ta, Körfez Bölgesi'nde ve görülüyordu. Ancak büyük itibarı, Sünni ağırlıklı Arap Birliği'nin Genel Sekreteri Amr Musa ve Lübnan'ın Sünni Cumhurbaşkanı Saad Hariri gibi isimlerin başsağlığı mesajlarında daha iyi görülüyor. Musa, Fadlallah'ı 'bir vatansever ve uzlaştırıcı' , Hariri ise 'Ölçülülüğün sesi ve birliğin savunucusu' diye tanımladı. Fadlallah Şii öğretisinin iki önemli merkezi İran ve Irak'takilerle eşit düzeyde bulunan Lübnan'daki tek Büyük Ayetullahtı. Yeri kolay doldurulamayacağı için, Lübnan böyle bir isim daha yetiştirene dek Şiilerin ruhani rehberlik için yüzünü döndüğü yerlerden biri olma özelliğini kaybedecek.

Meksika Körfezi'ndeki çevre felaketinin boyutlarına dair..

Haziran ayı, en iyimser olanlarımızı bile biraz ürkütecek nitelikte bir yığın olayla lebalep doluydu doğrusu. Bunlardan en önemlisi Meksika Körfezi’ndeki büyük kirlenme krizinin süregitmesiydi. O, açık ara öndeydi. Okyanusun dibindeki delikten dünyanın kanı, olanca dehşeti ve müstehcenliği ile fışkırmaya Haziran boyunca devam etti. Öyle anlaşılıyor ki, gelecek Temmuz’da da devam edecek. Ondan sonraki temmuzlarda da. Hatta belki de dünyanın bütün temmuzlarında da... Yeryüzünün bu ağır “kanama”sının nasıl ve ne zaman durdurulabileceği hakkında kimsenin en ufak bir fikri yok çünkü.

Fikrimizin net olduğu tek bir konu varsa, o da şu: yeryüzünde insanların gördüğü veya duyduğu en büyük felakete doğru gidiyoruz. Ve gene öyle anlaşılıyor ki, lav gibi fışkıran petrolün bir şekilde hızla durdurulamaması halinde, Meksika Körfezi bütünüyle mahvolacak. Suyun altındaki ve üstündeki yaban hayatı ve karadaki tüm kadim kültürleriyle birlikte... Dünyadaki dokuzuncu büyük su kütlesi olan ve Akdeniz’in yaklaşık üçte ikisi büyüklüğünde, bağrında da yeryüzünün en müthiş hayat çeşitliliklerinden birini barındıran bir bölgeden bahsediyoruz.

TAKVA - İZLE

Yapım:2006 ~ Türkiye
Tür:Dram
Yönetmen:Özer Kızıltan
Senaryo:Önder Çakar
Yapımcı:Fatih Akın, Andreas Thiel, Sevil Demirci, Klaus Maeck
Görüntü Yönetmeni:Soykut Turan M
üzik:Gökçe Akçelik
Süre:1 saat 36 dk

Geleneksel bir İstanbul mahallesinde doğmuş olan Muharrem 30 yılı aşkın bir süredir aynı mahallede yaşamaktadır. Sade bir işi vardır. Mütevazi ve içe dönük bir kişi olan Muharrem gece gündüz ibadet ederek, cinsellikten uzak, en sert İslami akidelere sıkı sıkıya bağlı bir yaşam sürdürmektedir. Muharrem'in koyu dindarlığı, varlıklı ve güçlü bir tarikat şeyhinin dikkatini çeker. Onun alkışlanası güvenilirliği ve vicdani zenginliği, bu şeyhin kendisine tarikatın sahip olduğu sayısız mülkün kira toplayıcısı olarak çalışacağı idari bir görev teklif etmesine yol açar. Yeni giysiler, cep telefonu ve bilgisayarla donatılmış Muharrem, şimdi uzun zamandır uzağında kalmayı başardığı modern dış dünyanın içindedir. Saf bakışları kısa zamanda içki tüketimi ve hayır konularına karşı gösterilen çelişkili davranışlara şahit olur. Muharrem, artık tahakküm eden ve mağrur bir kişi olmuştur. Çalıştığı yerde elinde olmadan bir yolsuzluk yapar. Daha da kötüsü, Muharrem'in iç huzuru gitgide bir işkence haline gelen, gece gündüz kendisini rüyalarında cezbeden baştan çıkarıcı bir kadının görüntüsü ile allak bullak olur. Muharrem yaşamını dünyevi ve manevi değerleri birbirlerinden ayırabilme üzerine kurmuştur. Ama kendini adadığı değerler birbir yıkılmaktadır. Allah korkusu akli dengesini zedelemeye başlamıştır

KUTSAL YÜREK - İZLE

Yönetmen : Ferzan Ozpetek
Senaryo : Ferzan Ozpetek, Gianni Romoli
Oyuncular : Barbora Bobulova, Andrea Di Stefano, Lisa Gastoni, Massimo Poggio, Camille Dugay Comencini
Filmin Türü : Drama
Orijinal Adı : Cuore Sacro
Yapımcı Firma : Warner Bros
Yapım Yılı : 2005
Yapım Ülkesi : İtalya
Orijinal Dili : İtalyanca
Filmin Süresi : 120 dakika

Filmin baş kahramanı Irene’nin iç dünyasına yaptığı ve kendisini keşfetmesiyle sonuçlanan yolculuk, eski aile evini satışa çıkarma kararıyla başlar. Aileye ait tarihi binanın boşaltılması emrini çıkartan İrene, bu vesile ile, o daha küçükken esrarengiz bir şekilde yaşamını yitiren annesi Adriana’ya ait odanın 30 yıldır hiç bozulmadan, sanki hala annesi içinde yaşıyormuş gibi muhafaza edildiğini görür. Benny adlı bir kız çocuğu ile tanışması ve annesinin hayali, İrene’de büyük değişikliğe yol açacak bir iç çatışmaya neden olur, ve bunun sonucu olarak kendini keşfedeceği bir iç yolculuk başlar. Geçmişin anıları içinde günümüze dair sorularla karşılaşan İrene, bu sorulara cevap ararken İtalya’nın yoksul yüzüyle de tanışır.

Özyönetimci Hareketlerden Özyönetimci Kentlere --- Tom Wetzel

           20. Yüzyıl’ın başlarında radikal işyeri aktivistleri, sıradan işçiler tarafından öz-yönetilen işyeri örgütlerini veya sendikaları kurup üretimi kontrol eden patronlarına meydan okurken, “eski toplumun kabuğu içerisinde yenisini” inşa ettiklerini söylüyorlardı. Sendikanın veya örgütün sıradan işçiler tarafından öz-yönetilmesini, işçilerin pazar dışı, kapitalizm sonrası bir toplumda üretimi yöneteceği taban oluşumlarının ilk belirtisi olarak görüyorlardı.
          Buradaki varsayıma göre özyönetim, yaşantımızı kontrol edebilmek, kendimizi etkileyen kararlar üzerinde söz sahibi olmak, kapitalizm sonrası toplum vizyonumuzun merkezinde yer almalıdır.
Fakat özyönetim, yalnızca bizim çalışma üzerindeki kontrolümüz ve üretim alanı için değil, tüketim alanı için de önemlidir. Nasıl konutlarda yaşamak istiyoruz? Mahallelerimizde hangi hizmetlerin bulunmasını istiyoruz? Kent yerleşim planının nasıl olmasını istiyoruz? Hangi ürünlerin üretilmesini istiyoruz? Ekonomik vizyonumuzun, kendilerini etkileyen tüketim kararları hakkında insanlara söz hakkı verecek araçlara ihtiyacı var.
Bu fikir, özyönetimin yapı taşları olarak hem işçi konseylerini hem de tüketici konseylerini öneren katılımcı ekonomi vizyonunda yer almaktadır. Katılımcı ekonomi kentler için, taşımacılık altyapısının planlanmasında, diğer altyapı işlerinde ve barınma, çocuk bakımı ve sağlık hizmetleri gibi toplumsal ihtiyaçların karşılanmasında yatay, öz-yönetilen bir bölgeciliğin olanaklarını araştırmaktadır.
        

LCD ve Plazma Arasındaki Farklar ; LCD mi ? Plazma mı ?

LCD nedir ?


LCD Likit kristal yani 1888 yılında bitkibilimci Fredreich Rheinizer ‘ın keşfettiği yarı sıvı yarı katı bir likit maddedir. 60 lı yıllardan sonra bu maddeye dışarıdan elektrik verilerek likit kristallerin üzerlerine verilen ışığın özelliğini değiştirdiğini buldular. Yani bu maddeye elektrik akımı verildiğinde ışık değişebilmekteydi. Sonradan TFT LCD olarak iki cam tabaka arasına bu maddeyi yerleştirerek ekranlar üretilmeye başlandı. Ör: Notebook ekranları ikicam arasındaki bu madde elektrik akımları sayesinde verilen voltajın şiddeti değiştirilerek likit kristallerin kutup değiştirmesi ve bu sayede ışığın şiddeti değiştirilerek gözümüze parlak renkler sunan ekranlar oluştu.
LCD ler parlak renkler verirler yani kaliteli görüntü elde edebiliyorsunuz hatta doğal bir resme LCD de baktığınızda renkler daha parlak olduğu için gözümüze daha canlı görünmektedir. LCD ler bu saydığım bu likit kristal özellikleri sayesinde titreşimde yapmazlar. Yalnız CRT monitörlere ( Eski teknoloji tüplü ekranlar TV ler) tepkime süreleri daha azdır.

ÇORUM KATLİAMI

           Çorum katliamı, ülke genelinde işlenen siyasal cinayetlerden, okul işgallerinden, Malatya, Kahramanmaraş, Gazi katliamla-rından soyutlanarak; sağ-sol grupların çatışmasıyla değerlendirilemez. Bu katliamın, emperyalist güçler ve ülkemizdeki işbirlikçilerin ortak planlarıdır, eylemleridir.
          Genellikle etnik ve mezhep topluluk-larının iç içe yaşadığı Doğu, İç ve Güneydoğu Anadolu bölgesinde gelişen toplumsal muhalefeti baskı ve katliamlarla susturmak, solcu ve Alevileri göçe zorlamayı amaçlamaktadır. Çorum katliamı bu planın bir halkası ve uzantısıdır.

Katliamın Ön Hazırlıkları: MHP ve MSP’nin dışarıda desteklediği Süleyman DEMİREL’in azınlık hükümeti, ırkçı-şeriatçı örgütleri korumuş, eylemlerine göz yumulmuştur. Ayrıca yansız görevini sürdüren Çorum Emniyet Müdürü Hasan UYAR görevinden alınarak, yerine Tunceli’de bir çok olaya adı karışan Nail BOZKURT, Milli Eğitim Müdürlüğü’ne MHP’nin militanı olarak tanınan Fethi KATAR getirilmiştir. Yine sağ görüşlü ve taraflı (AP iktidarında İçişleri Bakanlığı yapmış, zehir hafiye diye tanınan Faruk SUKAN’ın bacanağı) Rafet ÜÇELLİ’de Çorum valiliğine atanmıştır. Demokrat olarak bilinen 40’a yakın polis memuru tel emriyle başka illere ataması yapıldı. Bir çok okul yöneticisi ve demokrat öğretmenin, memurun sürgünü ve yer değişimi yapıldı. Devletin bir çok kurum, faşistlerin karargahı haline getirildi. MHP’lilere ruhsatlı silah verilmeye başlandı. Buna karşın, Çorum emniyetinde görevli sağcı ve ırkçı bilinen bir çok polisin başka illere ataması çıkarılmışken, ilişkileri kesilmeden Çorum’da görevlerinin sürdürdüler.
ABD’nin Türkiye Büyük Elçiliği’nde görevli Robert ALEXANDIR PECK (CIA görevlisi olarak tanınır)
Çorum’a gider. Çorum’da MHP’li il yöneticileriyle, vali ve CHP’li Belediye Başkanı Turhan KILIÇOĞLU’yla görüşür, MHP’nin etkin olduğu köy ve ilçeler, ???Alevi-Sünni??? hakkında bilgi edinmeye çalışır. Çorum’dan sonra Amasya ve Tokat’a gider. Amasya’da Alevi-Sünni, sağ-sol çatışması üzerine sorular sorar, ne zaman ve hangi ölçüdebir çatışma çıkabileceği hakkında bilgi edinmeye çalışıyordu. (1)

300 bin mevsimlik işçi gözaltında

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı'nın valiliklere gönderdiği genelge mevsimlik Kürt tarım işçilerine yönelik ırkçı uygulamalar içeriyor. Genelgeye göre mevsimlik işçiler sürekli gözetim halinde tutulacak, yerel yöneticiler ve muhtarlar işçilerin hareketlerini düzenli olarak polise bildirecek

Son dönemde artan çatışmaların Karadeniz'e de sıçraması nedeniyle, bölgede çalışan mevsimlik Kürt tarım işçileri suçlanmış, 31 Mart'ta Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı'nın illere gönderdiği genelgenin ardından Kürt işçilerinin Karadeniz'e alınmaması, Gürcistan'dan işçi getirilmesi gibi konular gündeme gelmişti.

İSYANIN KARİKATÜRLERİ

Kürtçe ‘Dido’ söylemek zamanı…

“Geldi bir kara duman
Dağların arasına
Kaderim de benziyor
Dumanın karasına”
                             Karmate Nani albümünden

“Doğu ve Güneydoğu’dan yaz sezonunda Karadeniz’e fındık toplamaya gidenler için bu umut kapısı da kapandı. Karadeniz bölgesinde fındık toplamak için bu yıl Gürcistan’dan işçi getirilecek. Bunun dışında Güneydoğu’dan giden işçiler olursa kimik bilgileri önceden valiliklere bildirilecek.”    BİRGÜN 10.06.2010

Geçtiğimiz günlerde okudum bu haberle başım öne eğildi, üzerime “Kara bir Duman” çöktü. Haber kısa, öz ve netti. Karadeniz’in kapıları fındık toplamaya gelen işçilere Kürtlüklerinden dolayı kapatılıyordu. Gerekçe; güvenlik vb…Karadenizliyim ben. 8 dönümlük bir bahçede, 1 tondan az fındık üreten bir ailenin kızı olarak tanırım, fındık toplayan işçileri ve bilirim 3 kuruş yevmiye için, insanlıktan uzak çalışma koşullarını. Kendi soframızdan tanırım, o 12 saat aralıksız çalışan insanların gözlerine yansıyan yoksulluğu ve öteki olmayı. Hümanizmin ağır bastığı ailemin kurulan ortak sofralarında, çoğu zaman unutuldu öteki olmanın ağırlığı elbet. Ama öğrendim ki babam da -son iki yıldır olduğu gibi- Gürcistan’dan getirecekmiş işçileri. Gerekçe ‘onlar bizim tarihsel akrabalarımız; aynı dili konuşuyoruz, kültürümüz aynı’. Ya Kürtler kim?

Başkan Chavez ve FARC: Devlet ve Devrim

Venezüella Başkanı Chavez, Kolombiya Devrimci Silahlı Güçleri FARC’a yürüttükleri silahlı mücadeleyi bırakmaları çağrısı yapıp ‘gerilla savaşının tarih olduğunu’ ilan ettiğinde, geçmişte birçok devrimci önderin geçtiği yolu izliyordu.

1920′lerin başında Lenin, yeni oluşmaya başlayan Türk komünistlerini, Atatürk’ü desteklemek üzere devrimci bağımsızlıklarını feda etmeye zorladı; takipçisi Joseph Stalin, Çin komünistlerini devrimci hareketlerini Çan Kay Şek öncülüğündeki milliyetçi partiye bağlamaya teşvik etti. Mao Zedung, Endonezya Komünist Partisi’nin, milliyetçi lider General Sukarno’nun öncülüğüne boyun eğdiği koalisyonlara öncelik verdi.

1954’te Cenevre’deki Fransız-Çinhindi Barış Anlaşmaları sırasında, Ho Şi Min ülkenin bölünmesini kabul etti ve Güney Vietnamlı komünistleri gerilla savaşına sona vermeye ve seçim yoluyla ülkeyi yeniden birleştirmek için çalışmaya zorladı. Yeni binyılda Fidel Castro, ‘silahlı mücadelenin’ artık geçmişte kaldığını ve mevcut koşullarda, gündemin ön sırasında yeni siyasi mücadele biçimleri olduğunu belirtti.