ÇORUM KATLİAMI

           Çorum katliamı, ülke genelinde işlenen siyasal cinayetlerden, okul işgallerinden, Malatya, Kahramanmaraş, Gazi katliamla-rından soyutlanarak; sağ-sol grupların çatışmasıyla değerlendirilemez. Bu katliamın, emperyalist güçler ve ülkemizdeki işbirlikçilerin ortak planlarıdır, eylemleridir.
          Genellikle etnik ve mezhep topluluk-larının iç içe yaşadığı Doğu, İç ve Güneydoğu Anadolu bölgesinde gelişen toplumsal muhalefeti baskı ve katliamlarla susturmak, solcu ve Alevileri göçe zorlamayı amaçlamaktadır. Çorum katliamı bu planın bir halkası ve uzantısıdır.

Katliamın Ön Hazırlıkları: MHP ve MSP’nin dışarıda desteklediği Süleyman DEMİREL’in azınlık hükümeti, ırkçı-şeriatçı örgütleri korumuş, eylemlerine göz yumulmuştur. Ayrıca yansız görevini sürdüren Çorum Emniyet Müdürü Hasan UYAR görevinden alınarak, yerine Tunceli’de bir çok olaya adı karışan Nail BOZKURT, Milli Eğitim Müdürlüğü’ne MHP’nin militanı olarak tanınan Fethi KATAR getirilmiştir. Yine sağ görüşlü ve taraflı (AP iktidarında İçişleri Bakanlığı yapmış, zehir hafiye diye tanınan Faruk SUKAN’ın bacanağı) Rafet ÜÇELLİ’de Çorum valiliğine atanmıştır. Demokrat olarak bilinen 40’a yakın polis memuru tel emriyle başka illere ataması yapıldı. Bir çok okul yöneticisi ve demokrat öğretmenin, memurun sürgünü ve yer değişimi yapıldı. Devletin bir çok kurum, faşistlerin karargahı haline getirildi. MHP’lilere ruhsatlı silah verilmeye başlandı. Buna karşın, Çorum emniyetinde görevli sağcı ve ırkçı bilinen bir çok polisin başka illere ataması çıkarılmışken, ilişkileri kesilmeden Çorum’da görevlerinin sürdürdüler.
ABD’nin Türkiye Büyük Elçiliği’nde görevli Robert ALEXANDIR PECK (CIA görevlisi olarak tanınır)
Çorum’a gider. Çorum’da MHP’li il yöneticileriyle, vali ve CHP’li Belediye Başkanı Turhan KILIÇOĞLU’yla görüşür, MHP’nin etkin olduğu köy ve ilçeler, ???Alevi-Sünni??? hakkında bilgi edinmeye çalışır. Çorum’dan sonra Amasya ve Tokat’a gider. Amasya’da Alevi-Sünni, sağ-sol çatışması üzerine sorular sorar, ne zaman ve hangi ölçüdebir çatışma çıkabileceği hakkında bilgi edinmeye çalışıyordu. (1)

300 bin mevsimlik işçi gözaltında

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı'nın valiliklere gönderdiği genelge mevsimlik Kürt tarım işçilerine yönelik ırkçı uygulamalar içeriyor. Genelgeye göre mevsimlik işçiler sürekli gözetim halinde tutulacak, yerel yöneticiler ve muhtarlar işçilerin hareketlerini düzenli olarak polise bildirecek

Son dönemde artan çatışmaların Karadeniz'e de sıçraması nedeniyle, bölgede çalışan mevsimlik Kürt tarım işçileri suçlanmış, 31 Mart'ta Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı'nın illere gönderdiği genelgenin ardından Kürt işçilerinin Karadeniz'e alınmaması, Gürcistan'dan işçi getirilmesi gibi konular gündeme gelmişti.

İSYANIN KARİKATÜRLERİ

Kürtçe ‘Dido’ söylemek zamanı…

“Geldi bir kara duman
Dağların arasına
Kaderim de benziyor
Dumanın karasına”
                             Karmate Nani albümünden

“Doğu ve Güneydoğu’dan yaz sezonunda Karadeniz’e fındık toplamaya gidenler için bu umut kapısı da kapandı. Karadeniz bölgesinde fındık toplamak için bu yıl Gürcistan’dan işçi getirilecek. Bunun dışında Güneydoğu’dan giden işçiler olursa kimik bilgileri önceden valiliklere bildirilecek.”    BİRGÜN 10.06.2010

Geçtiğimiz günlerde okudum bu haberle başım öne eğildi, üzerime “Kara bir Duman” çöktü. Haber kısa, öz ve netti. Karadeniz’in kapıları fındık toplamaya gelen işçilere Kürtlüklerinden dolayı kapatılıyordu. Gerekçe; güvenlik vb…Karadenizliyim ben. 8 dönümlük bir bahçede, 1 tondan az fındık üreten bir ailenin kızı olarak tanırım, fındık toplayan işçileri ve bilirim 3 kuruş yevmiye için, insanlıktan uzak çalışma koşullarını. Kendi soframızdan tanırım, o 12 saat aralıksız çalışan insanların gözlerine yansıyan yoksulluğu ve öteki olmayı. Hümanizmin ağır bastığı ailemin kurulan ortak sofralarında, çoğu zaman unutuldu öteki olmanın ağırlığı elbet. Ama öğrendim ki babam da -son iki yıldır olduğu gibi- Gürcistan’dan getirecekmiş işçileri. Gerekçe ‘onlar bizim tarihsel akrabalarımız; aynı dili konuşuyoruz, kültürümüz aynı’. Ya Kürtler kim?

Başkan Chavez ve FARC: Devlet ve Devrim

Venezüella Başkanı Chavez, Kolombiya Devrimci Silahlı Güçleri FARC’a yürüttükleri silahlı mücadeleyi bırakmaları çağrısı yapıp ‘gerilla savaşının tarih olduğunu’ ilan ettiğinde, geçmişte birçok devrimci önderin geçtiği yolu izliyordu.

1920′lerin başında Lenin, yeni oluşmaya başlayan Türk komünistlerini, Atatürk’ü desteklemek üzere devrimci bağımsızlıklarını feda etmeye zorladı; takipçisi Joseph Stalin, Çin komünistlerini devrimci hareketlerini Çan Kay Şek öncülüğündeki milliyetçi partiye bağlamaya teşvik etti. Mao Zedung, Endonezya Komünist Partisi’nin, milliyetçi lider General Sukarno’nun öncülüğüne boyun eğdiği koalisyonlara öncelik verdi.

1954’te Cenevre’deki Fransız-Çinhindi Barış Anlaşmaları sırasında, Ho Şi Min ülkenin bölünmesini kabul etti ve Güney Vietnamlı komünistleri gerilla savaşına sona vermeye ve seçim yoluyla ülkeyi yeniden birleştirmek için çalışmaya zorladı. Yeni binyılda Fidel Castro, ‘silahlı mücadelenin’ artık geçmişte kaldığını ve mevcut koşullarda, gündemin ön sırasında yeni siyasi mücadele biçimleri olduğunu belirtti.

VODKA-LEMON - İZLE



Tür: Dram / Komedi
Yönetmen: Hiner Saleem
Görüntü Yönetmeni: Christophe Pollock
Senaryo: Lei Dinety, Hiner Saleem, Pauline Gouzenne
Oyuncular: Romen Avinian, Lala Sarkissian, Ivan Franek, Ruzan Mesropyan, Zahal Karielachvili, Armen Marutyan
Yapım: 2003, Ermenistan / İtalya / İsviçre / Fransa
Yapımcı: Michel Loro
Muzik: Roustam Sadoyan, Michel Korb
Film Süresi: 1 saat, 30 dk.


Konu: Venedik Film Festivali’nden ‘San Marco’ ödülüyle dönen ‘Votka Limon’ Sovyetler Birliği sonrası Ermenistan’ında geçen sıcak bir öykü… Ermenistan’da, Kafkas kışının karlarının altında donmuş bir dünyaya sevgi dolu bir bakışın filmi. Altmışlı yaşlarını süren, torunuyla birlikte yaşayan alkolik bir dul olan, Hamo’nun hikayesi. Hayatı, 3-5 parça kırık dökük eşyası arasında, Paris’de yaşayan oğlundan mektup beklemekle geçen Hamo hergün karısını mezarını ziyarete gitmektedir. Bu ziyaretlerden birinde Nina’yla tanışır

ŞEYH SAİT HAYATI ve İSYANI

Şeyh Said 1865 yılında Erzurum’un ilçesi Hınıs’a bağlı Kolhisar Köyü’nde dünyaya geldi. Babasının adı Şeyh Mahmut Fevzi’dir. Şeyh Said’in ailesi köklü ve büyük ailelerdendir. Ailesi daha Osmanlı Padişahı 4. Murat döneminde, düşman saldırılarıyla karşılaşır. Sultan 1639’da Şeyh Said’in dedesi Seyyid Haşim’i katleder. 1639’da... Kürdistan’ın, Kasr-ı Şirin antlaşmasıyla iki parçaya ayrılır. Olabilir ki Seyyid Haşim de bu duruma karşı çıktığı için şehit edilmiştir.

Şeyh Said’in dedeleri şu silsileyle geliyor: Mele Haydar, Mele Kasım, Şeyh Ali Septi Amedi, Şeyh Mahmut Fevzi. Şeyh Mahmut Fevzi Palu’dan Hınıs’a gidip Hınıs’ın köyü Kolhisar’ı satın alır ve orada yerleşir. Şeyh Mehmûd Fevzi’nin yedi oğlu olur. Bunlar; Şeyh Said, Şeyh Bahaddin, Şeyh Diyaeddin, Şeyh Necmeddin, Şeyh Tahir, Şeyh Mehdi ve Şeyh Abdurrahim’dir.

AZİZ NESİN’İN 1 TEMMUZ 1993 TARİHİNDE SİVAS’TA YAPTIĞI KONUŞMANIN TAM METNİ

Hepinize saygılarımı, sevgilerimi sunarım.

Mahdum Kuli adında bir Azeri yazar var. Onun 100. doğum ya da ölüm yıldönümünde bir jübile yapılıyor Bakü’de. Nazım Hikmet’i de çağırıyorlar elbette. O toplantıya gidiyor. Ama Mahdum Kuli hakkında hiçbir bilgisi yok. Toplantıdan önce, resmi toplantıdan önce çağrılı yazarlar kendi aralarında konuşurlarken Nazım sık sık Mahdum Kuli hakkında bilgiler edinmeye çalışıyor. Ve her konuşmacıdan en canalıcı noktaları saptıyor.

Ve ilk konuşmacı kendisi olduğu için orada öğrendiği Mahdum Kuli hakkında bilgileri dinleyicilere anlatıyor. Fakat dinleyicilerden Mahdum Kuli hakkında en canalıcı noktaları öğrendiği için, onları söylüyor. Zaten daha önceden başka bilgisi yok. Öbür konuşmacılara aşağı yukarı önemli söyleyecek bir şeyler kalmıyor böylece. Yalnız yanlış bir şey yapıyor. Türkçe’de “Mahdum” adı olmadığı için, Mahdum yani “oğul” adı olmadığı için, konuşmasında Mahmut Kuli diyor. Ve Mahmut Kuli’nin, dünyada olmayan Mahmut Kuli’nin hayatını anlatmış oluyor. Şimdi ben, Pir Sultan Abdal için buraya konuşmaya gelirken aynı durumda idim. Elbette Pir Sultan Abdal’ı genel olarak, bir aydın olarak biliyorum tabii, ama bu konuşmaya hazırlıklı gelmem gerekirdi.

Bir Sınıfsal Mevzilenme Mekanı Olarak Kent

Bir Sınıfsal Mevzilenme Mekanı Olarak Kent
Agora-Toplusözleşme-Yönetişim
Nuray Sancar

Paris Komününden sonra, Vali Baron Hausmann, tehlikeli sınıfları kent merkezinden uzaklaştırmak ve kenti ayaklanmaya uygun koşullardan temizlemek için büyük bir operasyona girişmiş, ana caddeleri barikat savaşlarını olanaksız kılacak biçimde genişleterek Parisi yeniden düzenlemişti. Bu tarihsel olay, kent tasarımının siyasal bir kaygının ürünü olduğunun somut bir kanıtı olarak her zaman hatırlanır.

G20 TORONTO

G20 TORONTO

İşçi sınıfı hareketi, yeniden kardeşleşme sürecinin motoru olabilir mi?* –Ferda Koç :: www.sendika.org

İşçi sınıfı hareketi, yeniden kardeşleşme sürecinin motoru olabilir mi?* –Ferda Koç :: www.sendika.org